Direnhamile: ‘Benim günahım, terbiyesizliğim saymakla bitmez’

TRT’deki iftar programına katılan Ömer Tuğrul İnançer, “Hamileliği davul çalarak ilan etmek bizim terbiyemize aykırıdır. Böyle karınla sokakta gezilmez. Her şeyden önce estetik değildir. 7-8 aydan sonra anne adayı biraz hava almak için beyinin otomobiline biner, biraz dolaşır. Sonra akşam üstü çıkarlar. Şimdi ise maşallah, kanatlısı kanatsızı televizyonlarda uçuşuyor. Ayıptır ayıp. Bunun adı realizm değildir. Bunun adı terbiyesizliktir” dedi.

Sultan Hamile! Kendisi davullarla zurnalarla duyurmamış. Ama biz yapalım. Hem hamile hem çalışıyor. Sokaktan eve girmiyor. Kocasının arabası yok. Onunla söyleşi yaptık. “Kanatlı-kanatsız pedlerden” bile söz ettik. Söyleşinin içine parantez içinde “gülüşmeler” yazmak çok soğuk olduğu için, “smiley” koymak garip olduğu için yazmadık. Ama siz çok neşeli bir kadının esprili bir söyleşisi diye düşünerek okuyun.

sultan-aksu

Sultan Aksu

Hamile kadınların sokakta dolaşmasına “terbiyesizlik” diyen Ömer Tuğrul İnançer başbakan değil, bakan değil, müdür değil, yani söylediklerinin bir bağlayıcılığı yok kimse için, neden sinirlendin söylediklerine?

Artık bu ülkede kadınlar için kelime söylenecekse bunun artık “rütbeli” olmasına gerek yok. Sıradan bir AKP’li bile çıkıp herhangi bir açıklama yapınca tüm kadınları bağlayıcı gündem oluşturabiliyor.

Yani bir erkek kadınlar hakkında konuşmadan önce, 5 kere düşünecek?

Kesinlikle! Hele son dönemlerde AKP’de kadınlar hakkında, AKP’li kadınlar hariç herkes konuşuyor. Mesela Fatma Şahin de önce erkeklerden izin alıyor sonra konuşuyor. Hamile kadınlarla ilgili edilen lafların hiçbirine karşılık vermedi, “kadından soru’n’lu bakan.”

Peki seni en çok öfkelendiren İnançer mi? Gülen, Allah razı olsun, diyen sunucu mu?

Beni topyekun bu zihniyet sinirlendiriyor.

Bu insanların konuşmaları kadınların gündelik yaşamına etki ediyor mu? Hastaneye gittiğinde kadınlarla konuşma fırsatı buluyor musun?

O gün sabah Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ndeyim. Yüzlerce hamile kadın vardı ve hepsi neredeyse türbanlıydı. Üç beş saçı açık kadın vardı. Birden aklıma geldi bu kadınların hepsi AKP’nin 3 çocuk politikasını uyguluyorlar diye. Hastaneden döndüm bununla karşılaştım, doğal olarak öfkelendim.

Her yerde olduğu gibi hastanede de kuyrukta bekliyorsun internetten randevu alman bir şey değiştirmiyor. Bir de orada randevu almak ve o saati beklemek zorundasın. Ayaküstü sohbetleri oluyor. Yaşının 18-19 olduğunu tahmin ettiğim türbanlı küçük bir kadın hamileydi üç aylık. Yanında orta yaşlı bir türbanlı kadın daha vardı. Doktor üst ultrason aramasında bir şey göremediği için alttan arama istemiş. Küçük kadın kabul etmemiş. Önce utandığı için öyle yapıyor sandım. Kadına “Doktor ne istiyorsa öyle yap. Yaptığın yanlış. Alttan muayenede daha detaylı görünüyor çoğu zaman, üst kontolde görümüyor. Kadın doktor seç kendine” dedim. Yaşlı türbanlı atladı, “Aklını kendine sakla, sen de sakın alttan kontrol ettirme” diye kızı ve beni payladı.

Sonuçta bunlar “3 çocuk yapın devlet bakıyor” hikayesini yoksul insanlara yapıyorlar ve onlar da inanıyorlar. Ama çocuk parası dediği bir kereye mahsus 70 lira. Oldu canım!

Çocuk tedavisi gören kadınların durumu içler acısı tedavi yöntemi çok pahalı. Ben tedavi olurken bir iğne 110 liraydı. (Bimer) Başbakanlık iletişim merkezine mail döşedim okkalı. Ağzıma geleni saydım ertesi gün hemen döndüler.

Ne olmuştu?

Sorun şu: Daha önce çocuk tedavisinde kullanmak üzere SGK ile iğne kullandım. Doktor bir ay sonra tekrar verdi. Eczaneye gittiğimde eczacı bana bir daha bu iğneleri bir yıl sonra alabileceğimi söyledi. Ben de “Nasıl yani?” dedim. Sistem izin vermiyormuş… Yani bu yeni çıkardıkları sağlık yasasıyla ilgili. Aynı zamanda eczaneler de mağdur oluyor.

10 tane iğne 110 liradan  benim maaşım demek. Çok öfkelendim. Mail attım. Sorunun eczanelerden kaynaklı olduğunu hemen eczaneye mail atacaklarını, doktoruma tekrar yazdırmam gerektiğini söylediler.

Sonra çözüldü mü?

1 hafta sonra çözüldü, öyle alabildim. Ama devam ediyordur çünkü hastaneler ve eczaneler arasında garip bir iletişim kopukluğu var.

Ben Bimer’i biliyordum yada nereye ne yazacağımı ya da niye yazmam gerektiğini. Milyonlarca kadın bunu bilmiyordur kimse de onu uyarmıyordur. Eczacı bile bilmiyordu.

Hamile olduğumu tabii ki davul zurnayla duyurmadım. Yani öyle abartılacak bir durum yok ortalıkta. Sıradan kadınlık halleri karşılaştığım.”

Peki, sonra hamile olduğunu davul zurnayla duyurabildin mi?

Hayır hamile olduğumu tabii ki davul zurnayla duyurmadım. Halen hamile olduğumu bilmeyen arkadaşlarım var. Çok kızdığım için Ömer Tuğrul İnançer vukuatıyla öğrendiler.

Neden duyurmadın herkese? Çekindiğin için mi? “Gerek yok” mu dedin?

Yani öyle abartılacak bir durum yok ortalıkta. Sıradan kadınlık halleri karşılaştığım. Arkadaşlarımdan saklamadım ama özel olarak “Hey ben hamileyim haberiniz olsun” da demedim. “Nasıl olsa karnım şişecek ve görecekler beni” dedim. Ki öyle oluyor.

O zamanlar saklanmam, günde bir kere beyimin (olmayan) otomobiline binip, karnımı saklayıp beynimi havalandırmak gerektiğini bilmiyordum

Davul zurnayla kutlayanlara nasıl bakıyorsun? Mesela parti verenlere?

Bence kim nasıl istiyorsa, bu süreci öyle kutlasın beden onların bedeni o bebeğe can verenin ruh haline bağlı.

Kanatlı kanatsızlar havalarda uçuşuyormuş ya, ne bunlar yeni bir tür mü sence? Ben bu konuşmadan sonra gördüm, hijyenik ped reklamlarında ped sansürleniyor. Bir ilgisi var mıdır?

Bak onu bilmiyordum ama kesin vardır. Çünkü adamların ağzından çıkan her şeye yasa muamelesi yapıyorlar, doğrudur.

Çok sinirliyim bence bunlar ne içiyor ne yiyor diye bakmalı ve asla bunların yediklerinden yememeli insan. Bu adamlar çok bilinçli yapıyorlar bu işi AKP’nin kadına dair ettiği bütün laflar çok bilinçli ediliyor.

Öyle mikrofon açıkken gaf olarak yapılmış bir şey değil sistematik olarak işliyorlar. Dikkat et, yataktan kalkan her AKP’li (erkek) yetkili her günü kadınlara laf etmekle açıyor.

Hijyenik ped akıllara ne getiriyordur acaba: “Kan gelen bir vajina, e o da ayıp bir şey tabii. Ayıpsa tahrik olmak lazım…”

Kadının en namahrem yerini işaret ediyor. Çok utanç verici bir şey onlar için.Kadına bakınca cinsellik geliyor akıllarına. Neden bir hamile kadın görünce de “Vayy gördün mü sevişmiş ve hamile kalmış” demesinler?

Sen neden hamilesin? Başbakan istediği için mi? Ya da bir nedeni var mı?

Üç çocuk yaparsam başbakan istediği için olurmuşum gibi geliyor. Şaka, tabii ki değil. Ben istedim, biz istedik bu çocuğu. Eşimle uzun bir ilişki sonucunda “Bir de çocuk girsin hayatımıza” dedik.

Özel bir nedeni yok ülkenin refahı ya da yaşlı nesli gençleştirmek için değil bu ülkeye başka bir birey kazandırmak için bu çocuğu istedik.

 

Aslında ben bu saatten sonra başbakanın ya da şürekasının dediği hiçbir şeyi yapmam.

AKP’nin bir kadın politikası yok. Sürekli kadına nasıl oturup kalkacağı, nasıl konuşacağı, nasıl davranacağını öğütleyen erkek bir güruhu var kadın düşmanı bir politikası var.

Biz evde, işyerinde, sokakta yıllardır bu tür kadın düşmanı kadını aşağılayan, küçük gören, hiçleştirip köleleştiren erkeğinin arkasından yürüten zihniyete karşı mücadele vermişken o kadar kolay değil bunları sahte kadın seviciliğine pabuç bırakmak. Hele şimdi hiç değil!

Anneliğin kutsal bir yanı olduğunu, hiç değilse fazlaca değerli bir durum olduğunu düşünüyor musun?

Kutsallığın ne olduğunu neye göre adlandırıldığını bilmiyorum. Şu an karnımda bir kız çocuğu büyüyor. (Korksunlar ondan.) Ama şu an bile ona bireymiş gibi davranıyorum.

Evet annelik değerli. Çünkü sana muhtaç. Sana ihtiyacı var. Sen ne yersen oradan besleniyor. Başka beslenme kanalı yok. Ama bu da beni kutsal yapmaz.

Ama doğurmayan kadın arkadaşlarımdan farklı bir yanım var tabii ki. Bir 3 ay sonra başka bir kadın getireceğim bu dünyaya. Tek kutsallık bu olabilir.

Vajinadan utanan erkek nasıl doğuracağıma karar veriyor. Erkekler yani adamlar yatak odamızdan çıkamadılar ki bir türlü kadının başka yönlerini keşfetsinler.”

Annelik bu kadar “kutsal” bir durum olarak gösterilirken anne olan kadın nasıl bu kadar değersiz gösterilebiliyor sence? Var mı bunun bir ortası, olmalı mı ya da?

Anneliğin kutsallığı yok onlar için de. “Köleliği” var. Çünkü onlar asalak bireyler gibi davranıyorlar. Bakın başörtüsünde bile en çok erkekler konuşuyor. Üç çocukla ilgili de erkekler konuşuyor. Vajinadan utanan erkek nasıl doğuracağıma karar veriyor. Erkekler yani adamlar yatak odamızdan çıkamadılar ki bir türlü kadının başka yönlerini keşfetsinler.

Ben öyle sahte kutsallığı tanımıyorum. Yok neymiş cennet annelerin ayakları altındaymış. Hadi ya! Kimin annesi için geçerli? Mesela benim annem için de geçerli mi? Ya da Mersin’deki işçinin annesi için ya da Gezi direnişinde kaybettiğimiz Mehmet, Ethem, Ali ve Abdullah’ın Medeni’in ailesi için de geçerli mi aynı cennet? Ben de dahil olabilecek miyim, AKP’nin bütün kirli kadın düşmanı politikalarının karşısında duran, hamile, aykırı bir kadın olarak?

Ya da şöyle de denmeli: Cennet AKP karşıtı bütün kadınları da alıyor mu? Bizim de ayaklarımızın altına seriliyor mu? Hayır değil!

İstediğin gibi giyinebiliyor musun? Yoksa “bir hamileye yakışır şekilde edeplice” mi giyiniyorsun? Mesela bol şeyler, poponu ve karnını belli etmeyecek şeyler mi giyiyorsun?

Evet istediğim gibi giyiniyorum. Hiç taviz vermedim bu konuda. Hatta “Sultan biraz göğüs dekolten fazla kaçmış” diyen erkeklere “Ben seviyorum giyiniyorum, siz sevmiyorsanız giyinmeyebilirsiniz” diye cevap veriyorum çoğu zaman.

Bol şeyler çok şişman gösteriyor. Zaten bebek sayesinde belli bir kilo alıyorsun. Üstüne bol da giyinince çok şişman görünüyorsunuz ve psikolojiniz bozuluyor. Ne gerek var? Kendimi neyin içinde daha rahat hissediyorsam onu giyiniyorum. Genelde de dar oluyor, kısa elbiseler mesela… Haaa ayıp bir şey daha: Tatile gitmiştim. Bikini giyindim bu karnımla. Benim günahım, terbiyesizliğim saymakla bitmez.

Hamile bir kadına bakınca neden çok güzel bir çocuğunun 9 ay sonra dünyaya geleceği akla gelmez de vay babasını, baksana şunlara gece sevişmişler, acaba nasıl seviştiler aklına geliyor?”

İnançer’in hamilelik mevzusunda “Çok zorlarlarsa soyunur dolaşırım” dedim. “Yapma Sultan” dediler. Yine halkın sağlığını dikkate alarak soyunmadım.  Ve halen çok kızdırırlarsa yeminle çıplak dolaşırım. Zaten o gün de yarı çıplak sayılırdım. Ne yapacağım bu sıcağın altında? Üstelik kimsiniz siz bana neyi, ne zaman, nasıl, hangi ölçülerde kimlerin yanında giyineceğimi salık veriyorsunuz.! Ayrıca hiç utanmıyor musunuz hamile kadınlardan tahrik olduğunuzu ayan beyan bütün ülkenin gözü önünde söylüyorsunuz.

Aklım almıyor, kaç gündür düşünemiyorum hamile bir kadına bakınca neden çok güzel bir çocuğunun 9 ay sonra dünyaya geleceği akla gelmez de vay babasını, aksana şunlara gece sevişmişler, acaba nasıl seviştiler aklına geliyor? Yuuhhhhhh!

 Erkelerin İnançer’in sözleri üzerine eylemler yapmasına ne diyorsun?

Karşı çıktım, halen karşıyım. Yastıklı eylem örgütlenmesi doğru değil.

Neden?

Çünkü biz hasta değiliz, hamileyiz. Herkes gibi, her yerdeyiz. Bir tek Gezi direnişine gelemedim ve çok üzgünüm. Her şeyi herkes gibi yapabiliyoruz. Bu ülkede hamile kadınlar var. Bunun için sahte tepkiler gösteremeye gerek yok. Hamile kadınlar kendi bedenlerinden utanmıyorlar. Karınlarını gere gere evet seviştik ve dokuz ay sonra bir bebeğimiz olacak diyebilirler. Popülist bir sahtekarlık var gibi geliyor bana.

Bu ülkede kadın bedenini hiçleştiren zaten erkekler. Kadınlar için bu lafları edenler zaten erkekler. E karnına sahte yastığı koyan da yine erkekler. Abi az ötede durun. Biraz dayanışmayın bizimle. Biz bir önümüzü görelim. Zaten hayatımızı mahvedeceğiniz kadar ediyorsunuz.

Çok cesur bir kadınım. Sağlık Bakanı’nın tahmin edemeyeceği kadar cesur. Ama inat ettim bir kere. Sezaryenle benden daha cesur bir küçük kadın doğuracağım.”

Nasıl doğuracaksın? Neden?

Asıl soru! Ben normal doğum taraftarı bir kadındım hamile kalmadan önce bile. Ama AKP’nin bu son kadın düşmanı mevzuları sinirimi bozdu. Mesala sezaryene dair ya da “normal doğum yapan kadın cesurdur” cümleleri…

Neden normal doğum taraftarısın?

Önceden ebelik denen bir kurum vardı ve doğumu ebeler yaptırıyordu. Şimdi öyle bir kurum yok kaldırırdılar ebeliği. Özel hastanelerle beraber sezaryen yaygılaştığı ve sorunsuz bir operasyon olduğu için de tabii kadınlar genelde sezaryeni tercih ettiler. Normal doğum oranı çok azaldı. Azaldığı için de doktorun pratiği azaldı. Şimdi zorla yaptırılıyor devlet eliyle ve çok tehlikeli. Normal doğuma zorlanan gebeliklerde çokça sorun çıkmaya başladı ve bu çok sık duyulur oldu. Kuzenim dahil olmak üzere.

Şimdi hal böyle olunca insan normal doğumdan korkuyor doğal olarak. En risksiz olanını seçiyor. Sağlık Bakanı’nın ettiği son laftan sonra sezaryenle doğurmaya karar verdim. Çok cesur bir kadınım. Sağlık Bakanı’nın tahmin edemeyeceği kadar cesur. Ama inat ettim bir kere. Sezaryenle benden daha cesur bir küçük kadın doğuracağım.

Aslında onların söylediği gibi yapmadığın için daha cesur bir kadınsın galiba?

Kesinlikle! Asıl sorun orada. Biz hiç onların istediği kadınlar olmadık. Sistem o yüzden bizi “düzeltmeye” çalışıyor.

Kızının adı ne olacak?

Vallahi bebeğin cinsiyeti Gezi direnişi sırasında belli oldu. Hangi arkadaşımı müjde için aradıysam direnişteydi. Onlar önerdiler. Doğal olarak Diren, Direniş, Haziran, Eylem vs gibi… Bakalım henüz belli değil. Ermeni kökenli Hemşinli bir anne ve Kürt bir babadan doğacak çocuğa uygun isim bulacağız.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur