“Dergileri, gazeteleri, bütün yayınları hepsi halka karşıdır!” – Elif Günindi

Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yaptığı görüşmeden sonra düzenlediği basın toplantısında, tüm ülkede yaklaşık bir haftadır devam eden AKP karşıtı direnişlerin sosyal medya üzerinden takip edilmesini ve paylaşılmasını eleştirdi. Arınç, “Aslında ne kadar demokrat olduğumuzu gösteren imkanlar var ve bunların hepsini kapatmak mümkün. Erişimini engellemek mümkün” diyerek interneti, sosyal medyayı “biz izin verdiğimiz için kullanıyorsunuz” imasında bulundu.

Ancak internet erişimini kapatmak, internete erişimi tamamen engellemek o kadar kolay değildir. Kaldı ki AKP’nin demokratlığıyla ya da izin vermesiyle ilgili bir konu hiç değildir. Çünkü günümüz dünyasında internet bağlantısının kesilmesi asıl olarak direnenleri değil, varlıklarıyla pek övünülen uluslararası ekonomik bağlantıları, banka ve borsa sistemini felce uğratmak demektir. İnternet üzerinden akan enformasyonun çok önemli bir kısmı finansal ve ticari enformasyondur.

Bu durumda, internet erişiminin kapatılabileceğinin Bülent Arınç tarafından vurgulanmasını nasıl okumak gerekir? Bu sorunun cevabı, medyanın bugünkü yapılanmasına ve yakın tarihte internetin benzer halk direnişlerine katkısına bakılarak verilebilir.

Medya ya da daha doğru ifadeyle egemen medya kuruluşları uzun zamandır kapitalist sermaye birikiminin tam merkezinde yer almaktadır. Medya patronları hem başka sektörlerdeki işleri hem de medya endüstrisindeki yatırımları aracılığıyla sermayenin en stratejik aktörlerinden biri halindedir. Durum böyle olunca da kültür endüstrisinin büyük oyuncuları olarak egemen medya kuruluşları doğru ve akılcı toplumsal tartışmanın kurulabileceği bir zemin olma ve insanların kendi dışlarındaki dünyayı anlamalarını sağlayacak enformasyonu dolaşıma sokma gibi sorumluklarını uzun zamandır yerine getirememektedir. Egemen medyanın içeriği, emek karşıtı ve kamusal faydayı görmezden gelen sermaye egemenliğinin biçimlendirdiği bir içeriktir.

Yaklaşık bir haftadır ülkenin dört bir yanından yükselen demokrasi mücadelesinin haber kanalları tarafından bile görmezden gelinmesi ticari medya sisteminin geldiği son noktanın en açık ve güncel örneklerinden sadece bir tanesidir. Bu koşullar altında insanların internet üzerindeki yayınlara, Twitter, Facebook gibi sosyal ağlara yönelmeleri kaçınılmazdır. Bu durum yakın zamanda Mısır ve Tunus’ta yaşanan gelişmelerde, Yunanistan’da küresel finansal krizden etkilenen halkın sokak direnişlerinde, İspanya ve İngiltere’de üniversite öğrencilerinin eğitim bütçesindeki kesintilere ve artan harç ücretlerine yönelik protestolarında somutlaşmıştır.

İnternet kaynakları ve sosyal ağlar bu direnişlerin ve protestoların doğrudan olay yerinden, anlık, geleneksel medyanın bazı durumlarda da resmi makamların süzgecinden geçmemiş, dolayımlanmamış bilgisinin dolaşıma girmesini sağlamıştır. Bunun önemli bir katkı olduğu Mısır yetkililerinin 27 Ocak 2011 tarihinde internet erişimini engellemeye yönelik girişimleri ve Tahrir Meydanı’ndaki mobil iletişimi kapatması, Suriye’de Kasım 2013’te üç gün boyunca internet erişiminin engellenmesi gibi örnekler hatırlandığında açıktır.

Bülent Arınç tam da bu katkının gerçekliğini, gücünü gördüğü için “internetin fişini çekmiyorsak demokratlığımızdan” “Amerika’daki serverdan bağlanarak talimat verenler” gibi ifadelerle sansür, gözetim ve fişleme tehditlerini savurmuştur. Arınç, bugün AKP olarak açıkça diktatör ilan ettikleri, kendi halkına zulüm etmekle suçladıkları insanların dilini kullanmış; anti-demokratik yöntemleri savunmuştur.

Kendisine buradan hatırlatmak gerekir ki:

Binayı inşa edenler o binayı yıkmanın da oradan çıkmanın da bilgisine sahiptir. Üzerinden “güçlü” ekonomilerini yürüttükleri iletişim ağları, bugün alanlarda direnen işçiler, mühendisler tarafından inşa edilmiştir. Gerekirse iletişimin alternatif kanalları da onlar tarafından kısa zamanda hayata geçirilir!

AKP iktidarı Türkiye’de hiçbir zaman olmadığı kadar kendisine bağlı, yandaş bir medya yaratmıştır. Ama şimdiye kadar her şeye rağmen medyanın meşruiyetini sağlayan haberleri yapan ve ekmek parasıyla vicdanları arasına sıkıştırılan medya emekçileri de bugün alanlarda direnişçilerle birliktedir!

Direnenler, internet olmazsa birbirleriyle haberleşmenin başka yollarını yaratır. Direnenlerin tarihi bu konuda sayısız örnek barındırmaktadır. Ama hükümet, internet olmadan itinayla büyüttüğü “kumarhane mantığı” ile işleyen finans piyasalarını nasıl ayakta tutacaktır?

 

 

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur