Üniversitenin “bindirilmiş kıtaları” ya da Tayyip’in rektörleri – Ayşe Devin

“Bindirilmiş kıtalar” lafını genelde egemen siyaset solun mücadelesini değersizleştirmek için kullanır. Onlara göre muhalefet sağdan soldan toplanmıştır, dış güçlerin yönlendirmesiyle sokağa çıkan yapay kalabalıklardır. Gerçekteyse durumun tam tersi olduğunu herkes bilir. Mesela seçim mitinglerinde para ya da yemek karşılığı alanları doldurmak tam da sağ siyasetin tarzıdır. İçi boş yapay kalabalıklar sağ siyasetçilerin miting meydanlarını, açılış törenlerini doldurur. ODTÜ’de 18 Aralık günü yaşananların üzerine çeşitli üniversite rektörlerinin yaptığı açıklamalarsa ister istemez insanın aklına “bindirilmiş kıtaların” sadece miting meydanlarında değil deri koltuklarda oturarak da kurulabileceğini getiriyor.

ODTÜ’de “Tayyip’e defol” diye bağıran üniversitelilerin protestosundan ve polisin attığı binlerce gaz bombasından nutku tutulan Tayyip Erdoğan Göktürk uydusunu fırlattırırken ağzını açıp iki kelime etmemişti fakat sonradan katıldığı her toplantıda ve programda içindeki kurtları döktü. Ne demişti Tayyip Erdoğan “bu hocalar öğrencilerini böyle yetiştiriyorlarsa onlara yazıklar olsun. Bize böyle hoca lazım değil.” Peki, bu laflardan vazife çıkaran “bindirilmiş kıtalar” ne yaptı. Önce 5 güzide üniversitemizin rektörü ODTÜ’yü kınayan açıklama yayınladı sonra YÖK, ODTÜ hakkında soruşturma başlattı. Ardından durumdan vazife çıkaran diğer üniversitelerin senatolarının açıklamaları geldi. Bakın sahibinin sesini duyunca iplerinden boşalırcasına saldıran Tayyip’in rektörleri kimler.

5’i bir yerde vefa borcunu ödüyor
İlk açıklamayı yapanlar “Marmara Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi ve Mimar Sinan Üniversitesi olarak, ODTÜ yerleşkesinde gerçekleştirilen tören sırasında yaşanan şiddet olaylarını üzüntüyle karşılıyoruz” dedi.

Sırasıyla Marmara Üniversitesi rektörü Zafer Gül 2010 yılında yapılan rektörlük seçimlerinde 3. sırada olmasına rağmen Abdullah Gül tarafından rektör olarak atandı. Zaman gazetesine verdiği röportajda; “ideolojik saplantılı bilim adamlarının tasfiye olacağını” belirten Gül’den sonra Marmara Üniversitesi’nde yaşananın kelimenin tam anlamıyla baskı ve gericileşme olduğunu söyleyebiliriz. Üniversitede geçen dönem yapılan evrim karşıtı sempozyumu unutmamak lazım.

İTÜ rektörü Mehmet Karaca 2012 yılında yapılan seçimlerde 2. sırada olmasına rağmen Abdullah Gül tarafından rektör olarak atandı. İTÜ’de asistan kıyımını gerçekleştiren rektördür. Aylardır süren öğretim üyelerinin ve asistanların eylemleri İTÜ’de ders boykotu yapacak kadar büyüdüğü için o da başbakan gibi “bize böyle hoca lazım değil” diyenlerden.

Yıldız Teknik Üniversitesi rektörü İsmail Yüksek 2008 yılındaki seçimlerde 2. sırada olduğu halde Abdullah Gül tarafından rektör olarak atandı. TOKİ canavarı Erdoğan Bayraktar’ın kankası olan bu rektör azılı kentsel dönüşüm savunucusudur. 2010 yılında türban protestosu nedeniyle 26 öğrenciyi üniversite kapısından içeri sokmayan İsmail Yüksek, TOKİ’yle imzaladığı arsa protokolüyle üniversiteyi 9 milyon TL zarara sokan bir şahıstır.

Galatasaray Üniversitesi rektörü Ethem Tolga 2 oy farkla birinci sıradan atanan nadide bir rektör. Ancak onun marifetleri lakabından da anlaşılabilir. Üniversiteliler ona “yobaz ethem” diyor. Neden mi? Çünkü Tayyip’in alkolü üniversiteden çıkartın talimatına ilk o uydu, öğretim üyelerinin lokalini kapattı. Göreve gelir gelmez, turnikeler kurdu, okula ziyaretçi girişinin yasaklanması gibi icraatları gerçekleştirdi. Yakın dönemde Sabahat Tuncel’in katılacak olmasından dolayı bir panele salon vermekten vazgeçmesini hepimiz hatırlıyoruz. Onu bir de Yeni Akit gazetesinin üniversitede yapılacak bir panelle ilgili haberi üzerine yayınladığı özür yazısında kendisinden dinleyin; “Üniversitemizle ilgili yazınızı okudum. Hakikaten sizden öğrendim o kuruluşun ilişkilerini. Emin olun bilmiyordum. Kendimi size tanıtayım: Ben muhafazakâr bir ailenin çocuğuyum, Aksaraylıyım. Annem rahmetli hacıydı. Ağabeylerim yengelerim hacıdır. Dine ve maneviyata önem veren bir ailenin çocuğuyum ben. Aksaray’ı bilirsiniz, o bölge PKK’ya büyük reaksiyonu olan bir bölgedir. O bakımdan bunu bilin. Burası emin ellerde. O yüzden hiç merak etmeyin.”

Geriye kaldı Mimar Sinan Üniversitesi rektörü Yalçın Karayağız. Daha önce birinci sırada olduğu halde Ahmet Necdet Sezer tarafından rektör olarak atanmamıştı. Bunun üzerine başta MSÜ öğrencileri ve çalışanları olmak üzere birçok kesimden destek görmüştü. 2010 yılında yapılan seçimlerde ise Abdullah Gül bu defa birinci sırayı atadı. Eğitim-Sen üyesi de olan Karayağız bir süre demokrat rektör kimliğiyle tanındı. Ancak Başbakanla gerçekleştirdiği görüşmenin ardından tavırlarındaki değişiklik bir süredir konuşuluyordu. Karayağız’daki değişim Zaman gazetesinin YÖK yasa taslağı ile ilgili gerçekleştirdiği ortak akıl toplantısına katılmasıyla görünür oldu. Bu toplantıda ettiği “akademisyen, performansa göre çalışıp gerektiğinde gitmeli” lafı onun da başbakandan farklı düşünmediğini gösteriyor. MSÜ rektörünün biat ettiği ise asıl ODTÜ’yle ilgili açıklamaya imza atmasıyla netleşti.

Gerisini siz düşünün…
İşte ODTÜ’deki olayları kınayan 5 üniversitemizin rektörünün ahvali. Her biri başka bir minnet borcunu ödüyor AKP’ye.

Bu rektörleri takiben İstanbul Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Bingöl Üniversitesi, Uşak Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, Sabahattin Zaim Üniversitesi yönetimleri de ODTÜ’yü kınayan açıklamalar yaptı. Bu üniversitelerin rektörlerinin iktidara olan bağlılığını tek tek yazmaya değmez. Kısa bir internet taramasıyla herkes bulabilir, hatta birçoğu hafızalarımızda da yer etmiştir. Bu açıklamaların devamı da gelecektir. Başbakanın çağrısıyla göreve geçen “bindirilmiş kıtalar” üniversite hocalarına, öğrencilerine saldırmaya devam edecek. Üniversitenin yüz karası olmaya devam edecekler. Sırtlarını iktidara yaslayınca her şeyin güllük gülistanlık olacağı hayalindeler. Oysa Tayyip’in rektörleri ODTÜ’deki bilimi, özgürlüğü, üniversiteyi savunan üniversitelilerin kendi üniversitelerinde de var olduğunun neden farkında olmazlar ki?

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur