33 kurşundan Roboski’ye…. – Koray Özbal

Sıradanlaşmış cinayetler, sessiz sedasız yitip giden, kaybolan bedenler…

Unutkan olur bizim toplum…
Hatırlamaz acıları, işkenceleri, ölümleri…

Bilmem hatırlar mısın 1 yıl öncesini.
17’si çocuk 35 insanı…

Mazot ve sigara kaçırmaktı tek dertleri.
Tek dertleri eve biraz daha fazla para götürebilmek…
Tek dertleri okula giderken üşümemek için alacakları ayakkabının parası…
Tek dertleri doğacak çocuklarına daha iyi bir yaşam sunabilmek…

Kaçakçılığı basit zanneder bizim batı ağzı.
Bilmez acılarını…
Yükünü…

Bir bidon kaçak benzinin o insanların hayatlarındaki önemi, önemli değildir batıda…

“Kaçakçılardı zaten ölenler” diyerek katliamı haklı çıkarma çabaları var batıda. Neyin kaçakçılığından bahsediyorlar anlamıyorum.
1 bidon benzin mi?
1 paket sigara mı?

Peki ya vergi kaçıranlar?
Peki ya trilyonları götürenler?
Peki ya bankaları hortumlayanlar?
Peki ya devletin topladığı vergileri yağmalayanlar?
Peki ya ülke ekonomisinin yarısının kayıt dışı olması?

Bu ülkede sürekli birileri bir şeyler kaçırırken ve kimse bunun büyüklüğünü sorgulamazken üstüne üstlük “devletin malı deniz yemeyen domuz” söylemleriyle bu kaçakçılığı “şaka”yla birleştirip desteklerken, bir paket sigara veya bir bidon benzini “kaçıran” çocukların üzerine yağan bombalara “oh olsun” diyecek kadar da vicdansız bu batının ağzı!

Vicdansız çünkü ölenler Kürt…
Vicdansız çünkü katledilenler “öteki”…
Vicdansız çünkü kafalarının içindeki “bölünmüş topraklar”dalar…

Dün 33 beden General Muğlalı’nın emriyle kurşuna dizilirken, bugün 35 insan bombalanarak can veriyor…

Gülen’in ifadesi ile “köklerini kurut ve işlerini bitir” politikası devletin tüm kurumlarınca uygulanıyor…

Katliamın üzerinde 1 yıl geçti!
Vicdanı olan bizler Roboski’yi unutmuyoruz!
Unutursak kalbimiz kurusun!

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur