Biz yetkiyi vermişiz, TSK kullanmış!-Ezgi Başaran(Radikal)

22 Mayıs 2012. Başbakan’ın yine çok sinirli olduğu günlerden bir gün. “Uludere’yle yatıp Uludere’yle kalkıyorlar” diye gözlerinden ateş çıkarak konuştuğu günlerden bir gün.

Başbakan sinirlendiği zaman aklındakini daha net söze döküyor, biliyorsunuz. Yine öyle yapmıştı:

“(Roboski katliamını kastederek) Operasyonun hemen ardından haberimiz oldu. Biz yetkiyi vermişiz, TSK kullanmış. Eğer biz, Türkiye’de TSK’mıza güvenmiyorsak, polisimize güvenmiyorsak, terörle mücadeleyi nasıl yapacağız? Ben izlediğim CD’de bir hareket gördüm. Bizzat izledim. Bir konvoy gidiyor. 30-40 kişi var. O yüksekten görmek mümkün değil. Bizim gözcülerimizin vermiş olduğu CD. Heronlarımızın. Silahlı Kuvvetlerimiz de gerekli adımı atmıştır. Bu bölge terör bölgesidir. Halkın, sivilin oturduğu bir bölge değildir. Böyle bir bölgede Silahlı Kuvvetler, bu Ahmet midir, Mehmet midir, bilemez ki!”

* * *

Başbakan’ın dört ay önce yaptığı bu açıklamadan ne anlam çıkıyor: Roboski’de 34 vatandaşımızın bombalanması olayı, ‘Ahmet’le Mehmet’i ayırt edemeyen TSK’ya Başbakan tarafından, Başbakan’a da Meclis tarafından verilen sınırötesi operasyon tezkeresi’ nedeniyle/sayesinde gerçekleşmiştir.

Ekim 2011’de beşinci kez uzatılan bu tezkere, CHP milletvekili Muharrem İnce’nin dün kapalı oturumdan hemen önce belirttiği gibi kesin ifadeler de içermiyordu. “Türkiye’ye yönelik terör ve saldırılara karşı, uluslararası hukuk çerçevesinde, hudut, şümul, miktar ve zamanı hükümetçe belirlenecek şekilde TSK unsurlarının Irak’ın PKK teröristlerinin yuvalandıkları kuzeyinde ve mücavir alanlara gönderilmesi için TBMM’den izin istenilmesi kararlaştırılmıştır.”

Irak’ın kuzeyi ve mücavir alanı ne demektir, mücavir alan nereleri kapsamaktadır, kafaya ve duruma göre belirlenecektir ki… Öyle de olmuştur bugüne kadar.

Fakat Muharrem İnce bir konuda haklıydı. Dün 320 evet, 129 hayır oyuyla kabul edilen tezkere eskisinden de beter bir muğlaklık ve kapsama alanına sahip. “Suriye’de devam etmekte olan krizin bölgesel istikrar ve güvenliğe olduğu kadar, ulusal güvenliğimize menfi etkisi giderek artan şekilde görülmektedir. Bu çerçevede, hudut, şümul, miktar ve zamanı hükümetçe takdir ve tespit edilmek kaydıyla, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve görevlendirilmesi için bir yıl süreyle izin verilmesini anayasanın 92. maddesi uyarınca arz ederim.”

‘Mücavir alan’ olmuş ‘mücavir ülke’…

* * *

‘Ahmet’le Mehmet’i ayırt edemeyen’ bir silahlı kuvvetlere ‘yabancı ülkelere’ uzanan bir yetki verdiğinizde pimi çekmişsiniz demektir.

Şimdi güzel kardeşlerim, büyük siyasetçi ağabeylerim…

“Bu tezkere savaşa gireceğiz anlamına gelmiyor” diyorsunuz. “Suriye’ye gözdağı vermiş oluyoruz, sadece caydırıcı etkisi için bu tezkereyi geçirdik” diye yuvarlıyorsunuz.

Herhalde siz Aziz Nesin’in bu halkın zekâsıyla ilgili söylediklerine haddinden fazla güveniyorsunuz.

6 yıldır Meclis’ten geçen bu tezkereler kan ve gözyaşı dışında hiçbir şey getirmemiştir. ‘Ahmet’le Mehmet’i ayırt edemeyen’ bir silahlı kuvvetlere ‘yabancı ülkelere’ uzanan bir yetki verdiğinizde pimi çekmişsiniz demektir. Dikkatinizi çekerim, Başbakan Roboski’yle ilgili hem operasyondan sonradan haberi olduğunu söylüyor hem de yetkiyi vermişiz diyor. Demek ki tezkere böyle bir melanet!

“Tezkere lazımdı, havan topu geliyordu” bahanenizi, o havan topuna sebep olan siyasetinizle birlikte bir defterin arasına koyduk, saklıyoruz. O defterin sizin açınızdan caydırıcılığı olmadığı kesin ama dünya tarihine faydası vardır.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur