Bilgi’de yeni işçi kıyımı

Bilgi Üniversitesi işçi kıyımı geleneğine devam ediyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde destek personeli olarak çalışan ve dokuzu Sosyal-İş sendikası üyesi 13 işçi işten çıkartıldı. Önümüzdeki günlerde bu sayının 40’a kadar yükseleceği yönünde iddialar var. Sosyal-İş üyesi işçiler bir açıklama yayımlayarak yaşananları “kar amaçlı üniversiteciliğin olumsuz sonuçlarına örnek” olarak değerlendirdiler ve mücadele kararlılıklarını vurguladılar. İşçilerin açıklamasının tam metni şöyle:

Bugün (24 Ağustos 2012) itibariyle İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde destek personeli olarak çalışan 13 arkadaşımıza “iş akitlerinin tek taraflı olarak fesh edildiği” bildirilmiştir. İşten çıkarılanların dokuzu Sendikamız üyesidir. Önümüzdeki günlerde bu sayının 40’a kadar yükseleceği yönünde duyumlar da almış bulunuyoruz.

Bu uygulamaya gerekçe olarak Dolapdere kampüsündeki bir binanın hizmet dışı kalacak olması ve bunun neden olacağı küçülme gösterilmektedir. Hizmet verilecek “metrekare” azaldığı için, personel azaltmanın makul ve gerekli olduğu ileri sürülmektedir.

Dolapdere kampüsündeki bir binanın kapatılacak olması doğru olmakla birlikte, personel tensikatı için ileri sürülen gerekçe insani sağduyudan yoksun bir gözboyamadan ibarettir. Öncelikle, hizmet verilecek toplam metrake’de bir azalma olduğu iddiası izaha muhtaçtır. Kuştepe’deki tüm idari birimler, Santral Kampüsünde yeni hizmete alınan Çağdaş Sanat Müzesi’ne taşınmış ve orada hizmet vermeye devam edecektir. ÇSM’nin galeri kısımları da derslik haline getirilerek aslında Santral Kampüsü’ne iki binalık alan eklenmiştir.

Kaldı ki destek personeli olarak çalışan mesai arkadaşlarımız, binalara değil, o binalarda çalışan, ders veren ve öğrenim gören insanlara “destek” vermekte, onların temizlik, ses ve görüntü hizmetleri ve güvenlik gibi ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Destek personelin iş yükünü tanımlayan şey, içinde hizmet sundukları alanın genişliği değil, kendilerine destek oldukları insanların sayısıdır. Bu anlamda İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyetlerinde, öğrenci, hoca ve idari personel sayısında bir daralma değil, tam tersine bir artış ve genişleme söz konusudur. Dolayısıyla Dolapdere Kampüsündeki bir binanın kapanması gerekçesi ile personel tensikatına gitmek, sadece işten çıkartılmak istenen mesai arkadaşlarımıza değil, İstanbul Bilgi Üniversitesinde çalışmaya ve öğrenim görmeye devam edecek herkes için büyük bir haksızlığa işaret etmektedir.

Bilgi Üniversitesinde çalışmaya devam edecek destek personel açısından bakıldığında, bu tensikat, önümüzdeki dönemde, daha çok işin, daha az sayıda personel ile yürütüleceği anlamına gelir. Bu da, işten çıkartılmayan destek personelin emekleri karşılığında aldıkları paranın fiilen düşürülmesi demektir.

İdari ve akademik personel ve Bilgi Üniversitesinde öğrenim gören öğrenciler açısından bakıldığında ise bu tensikat, kendilerine temizlik, ses ve görüntü ve güvenlik gibi ihtiyaçları konusunda destek olan insanların sayısının azalması, iş yüklerinin de artması anlamına gelir. Bu da idari ve akademik personel açısından çalışma koşullarında, öğrenciler açısından ise, eğitim ve öğrenim koşullarında bariz bir kötüleşme demektir. Özellikle son dönemde öğrenci harçlarına yapılan fahiş zam göz önüne alındığında, öğrencilere sunulan, temizlik, ses ve görüntü ve güvenlik gibi hizmetlerin kalitesinde bir düşüş, hem akademik ahlaka, hem de iş ve ticaret ahlakına aykırıdır.

İşten çıkartılmak istenen insanlar yıllardır Bilgi Üniversitesine emek vermiş dostlarımızdır. Önemli bir kısmı da Sendikamızın üyesi, sendikal mücadelemizde ön saflarda yer almış aktivistlerimizdir. Dolayısıyla, bu arkadaşlarımızın, akla ve mantığa sığmayan, insani sağduyudan yoksun, akademik etik ile hiç bir ilgisi olmayan ve ancak ticari bir kar hırsı ile açıklanabilecek gayri-ahlaki ve gayri-hukuki gerekçelerle işten çıkartılması, aynı zamanda sendikal örgütlenme özgürlüğümüze vurulmaya çalışılan bir darbedir.

Biz Sendikalı Sosyal-İş Sendikası üyesi İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanları olarak

• işten çıkartılmak istenen arkadaşlarımızın yasal haklarının korunması için her türlü hukuki yola başvuracağımızı,

• onlara maddi, manevi ve hukuki her türlü desteği sunacağımızı,

• kar amaçlı üniversiteciliğin olumsuz sonuçlarına örnek teşkil eden bu haksız uygulamayı, her türlü meşru zeminde, ulusal ve uluslararası kamuoyu nezdinde ifşa edeceğimizi ve kınayacağımızı,

• Ve mücadelemizi işten çıkartılan arkadaşlarımız işe iade edilene kadar sürdürmeye kararlı olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz.

DİSK Sosyal-İş Sendikası Üyesi
İstanbul Bilgi Üniversitesi Çalışanları

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur