Güvencesizliğe karşı mücadele birleştiriyor -Foto röportaj

Yaşamları parçalanırken güvencesizliğe karşı kaderlerini birleştirmek için 3 Nisan Ankara mitinginde buluşan emekçilerle talepleri ve mücadeleleri üzerine konuştuk.

Aydan Berberoğlu (Güvencesiz öğretmen): Eğitim alanının can yakıcılığı daha uzun süreçte görülüyor. Çocukların 8 kere öğretmenlerinin değişmesinin sebebi güvencesizliktir. Doğallığında öğretmenlerden verim alamayan o çocuklardan bir başarı bekleyemezsiniz. Güvenceli iş, atama, kadro istiyoruz.
Fevzi Kılıç (Eğitim-sen Niğde şubesi): İnsanca yaşam, güvenceli iş için bir araya geldik. Sorunumuz ülkenin en büyük sorunu ve biz dur demedikçe neoliberal politikalar devam edecek. Çoluğumuzun çocuğumuzun geleceği için güvenceli iş istiyoruz. AKP’nin yeniden yapılandırma politikalarına karşı haftaya da parasız eğitim parasız sağlık demek için yine geleceğiz. Sonra da 1 Mayıs’ta tüm emekçilerle alanlarda olacağız.
Funda Demir (Eğitim Emekçileri Derneği): Bizler de eğitim emekçileri olarak güvencesiz çalıştırılıyoruz dershanelerde, okullarda. Bu etkinliğin anlamlı olduğunu düşündüğümüz, güvenceli işin de hakkımız olduğunu düşündüğümüz için buradayız.
Fikret Sarıgül (Dev Sağlık-İş Bursa şubesi): 19 Mart 2010’da muvazaayı kanıtlamamıza rağmen, bu hastanenin asıl işçileri olmamıza rağmen halen taşeron devam ediyor. Yargı kararları uygulansın. Herkese iş güvencesi ve insanca yaşayacak bir ücret verilsin. Taleplerimiz bunlar. Yani asgari ücretle çocuklarımıza nasıl bir gelecek verebiliriz.
Hasan Akyol (Birleşik Metal-İş): Biz grev aşamasındayız. İşverenlerin daha çok şey kaybedeceği ortaya çıktı. Bir bir geri çekiliyorlar. Bu hükümet haklarımızı elimizden alıyor. Biz de haklarımızı geri almak için mücadele ediyoruz. AKP’nin yeniden seçimi kazanması durumunda emeğe yönelik saldırılarını artıracağını biliyoruz. Bunun için, güvenceli iş talebiyle bu mitinge katıldık.
Kürşat Özdamar (Sine-Sen) Bu miting birleşik sınıf mücadelesi için önemli çünkü birçok sektörde benzer uygulamalar devam ediyor ve her birinde farklı sorunlara yol açıyor. Biz sinema emekçileri olarak taşeron sisteme maruz kalıyoruz. İş saatlerinin uzunluğu, set kazaları ve kayıpları, çalışma koşullarının kötülüğü, verilen ücretlerin tatmin edici olmaması ve alacakların ödenmemesi sorunlarımız var. Bize de emeğimizin karşılığı ödenmiyor. Bu nedenle biz de fabrikalarda atölyelerdeki işçiler kadar sömürülüyoruz. Bugün sınıf dayanışmamızı yükseltmek ve kendi taleplerimizi dillendirmek için buradayız.
Lezgin Aras (İnşaat Mühendisi – TMMOB): Tüm mesleklerde olduğu gibi mühendislerin de çok ciddi sıkıntıları var. Yeni mezun olan meslektaşlarımız işsiz kalıyor ya da meslekleri dışındaki işlerde çalışıyorlar. Tüm bunlara karşı bir imza kampanyası başlattık. Toplumun her kesiminin destek vermesini bekliyoruz.
Melahat Güloğlu (Mamak Halkevi):Kadın cinayetlerinin arttığı, erkek egemen devletin baskısını hissettirdiği bir dönemde en çok sosyal güvence hakkımızın önemli olduğunu düşünüyoruz. Biz de sosyal güvence hakkımız için alanlardayız.
Mustafa Bozkurt (Ontex-Canbebe işçisi): 45 gün oldu direnişimiz. Hem sendikal bürokrasiye hem de işyerine karşı mücadele ediyoruz. 16 işçi atıldı işten. Katılmamızın amacı güvenceli iş, işten atılmaların yasaklanmasıdır. İstanbul’da direnişteki diğer arkadaşlarla da birleşik mücadele içerisindeyiz.

Nebahat Albayrak (Emekli-Sen Beyoğlu Şube Sekreteri): Güvencesiz çalışmaya, taşerona, 4-C’ye karşı mücadele ediyoruz. Biz de bir imza kampanyası başlattık. Bizim temel talebimiz bir an önce sendika yasamızın çıkması. TÜFE ve KEY alacaklarımız var. Sağlık paralı oldu. Emeklilerin aldığı para açlık sınırının altında.

Saim Akbulut (Dev Sağlık-İş Ağrı temsilcisi): Sağlıkta taşeronun hayat bulmaması için Ağrı’dan geldik. Orada AKP’nin üzerimizde yoğun baskısı var. Sendikalı olduğu için arkadaşlarımızı işten çıkardılar. Bunlara karşı mücadelemiz var. Devrimci Sağlık İşçileri’nin duruşunu sergiliyoruz. Orada diğer emek örgütleriyle beraberiz. Ağrı’da sağlık alanında ilk sendikayız diyebiliriz ve bu alanda çalışanlara sendikanın nasıl bir şey olduğunu gösteriyoruz. Oradaki arkadaşlarımızı özlük haklarını öğrendiler. Ağrı’ya dönünce mücadeleye devam edeceğiz. Sağlıkta taşeronu kaldırana kadar mücadele edeceğiz.
Samet Arslan (SES Öğrenci komisyonu): İnsanlara sendikayı, örgütlenmeyi gösteriyoruz. İşimiz zor ancak güvenceli yaşam için mücadeleyi sürdüreceğiz.
Döndü Taka Çınar (KESK Genel Başkanı): Taleplerimiz açık. Güvencesiz çalıştırmanın yasaklanması, temel ücretin esas alınması, performansın kaldırılması, insanca yaşam ve güvenceli çalışma. Bunlar sendikaların da mücadele alanı. Burada hükümete güvenceli iş taleplerimizi haykırıyoruz. Bu eylemin bir başlangıç olmasını, emek hareketinde birleştirici bir rol almasını bekliyoruz. KESK olarak kamu hizmetlerinin taşeronlaştırılmasına, kamu emekçilerinin iş güvencelerinin eli
nden alınmasına ve 4/C’ye karşı mücadele ediyoruz. KHK yetkisi ile birlikte güvencesizleştirme daha da gündeme gelecek.
Selahattin Yılmaz (TÜMTİS): Mevcut siyasal iktidarın işçilere dönük baskısı giderek yoğunlaşıyor. Dolayısıyla işçilerin, çalışanların, emekçilerin, memurların bundan sonraki sürece ilişkin eylemliliklere başlaması gerekiyor. Bunun başlangıcı olarak merkezi bir karar aldık. Eylemler Türkiye geneline yayılacak ve bu mücadele devam edecek.
Ufuk Boştan (Hava-İş): Taşerona son verilsin istiyoruz. Haklarımızın verilmesini istiyoruz. Çocuklarımızın geleceğini düşünüyoruz. Onurlu bir yaşam istiyoruz, Tayyip Erdoğan’ın oğlu gibi yat kat istemiyoruz. Biz ailemizin rahat yaşayacağı bir yaşam istiyoruz. Hakkımız olanı istiyoruz. Daha önce Milli Savunma Bakanlığı’na bağlıyken çalışma koşullarımız iyiydi. 8 saat çalışıyorduk paramızı alıyorduk. Sonra taşerona geçtik. Limak aldı İSG’yi. Sonra günde neredeyse 16 saat çalıştırılmaya başladık. Ücretlerimizi zamanında vermemeye başladılar. Böyle olunca sendikalı olmaya karar verdik. Sendikalı olduğumuz için işten çıkarıldık ama kazanmaya başladık.
Zeynep Cansu Elifoğlu (Belde A.Ş. işçisi): Biz Belde AŞ’de çalışıyoruz. Belediyenin şirketi olsa da taşeron firma. Toplu sözleşmemiz yok, maaşlarımızın yatması düzensiz. Taleplerimizi bu eylemlerde de yükseltiyoruz. Güvencesizlerin kendilerini gösterebilecekleri yer çok sınırlı, o nedenle de buradayız. Süreç çok yavaş ilerliyor. Haklarımızı alabilmek için örgütlü bir biçimde durmaya devam edeceğiz.

Pankartlarla 3 Nisan


MESS’in dayatmalarına karşı greve giden Birleşik Metal-İş işçileri de mitinge yoğun katılım gösterdi. İşyerindeki haksızlıkları duyurmak isteyen Casper Bilgisayar işçileri ve toplu iş sözleşmesi için mücadele eden Schneider metal işçileri kendi pankartlarını açtılar.


Dev Sağlık-İş üyeleri İstanbul’dan, Ağrı’dan, Diyarbakır’dan, Antalya’dan, Adana’dan, Kocaeli’nden, Dersim’den, Hakkâri’den, Samsun’dan gelerek Ankara’da buluştu. Alandaki en kitlesel sendikaydı.


Enerji işçileri giderek güvencesizleştiriliyor. Taşeron şirketlerde çalıştırılan elektrik, su, gaz ve baraj çalışanları, Enerji-Sen’le yürüyor.


Temel talebi, kurdukları sendikanın tanınması olan Emekli-Sen, başlattıkları “TÜFE ve KEY farklarının dava açmadan ödenmesi” talepli imza kampanyalarını da duyurdu.


Mitinge en kitlesel katılan sendikalardan olan Hava-İş kortejinde, sendikalı olduğu için işten çıkarılan ve işe geri dönmek için direnişlerini sürdüren İSG çalışanlarının yoğun katılımı dikkat çekti.


Sinema ve set emekçileri, ağır çalışma koşullarını ve setlerde yaşanan ölümleri dile getirdiler.


SES Ankara Şubesi yoğun katılımıyla dikkat çekti. SES korteji içinde yer alan SES Öğrenci Komisyonu da kendi pankartıyla yürüdü.


Atanması yapılamayan, ücretli olarak çalışmak zorunda bırakılan Güvencesiz Öğretmenler de eylemde yer aldı.


Dershane öğretmenleri, psikologlar, belediye işçileri Sosyal-İş’le yürüdü, “Taşeronu yeneceğiz” dedi. Çankaya Belediyesi’ni protesto eden Belde A.Ş işçileri, Sosyal-İş kortejindeydi.

Nemtrans’ta, Arçelik’te asıl işverenin üzerine yürüyerek direnişler kazanan Nakliyat-İş üyeleri alanda yerini aldı.


Deri-İş Kandera, Grup Suni Deri, DESA direnişlerinin sesini alana taşıdı.


Eyleme gençlik örgütleri de katıldı.


Tez Koop-İş, büyük alışveriş merkezlerinde ağır çalışma koşulları ve düşük ücretin yanında sendika düşmanlığına karşı da mücadele ediyor.


Neredeyse tamamı kamuya ait işyerlerinde örgütlü olan Tek Gıda-İş üyeleri 4/C’nin kabulüyle zor bir sürece girecek.


Belediye işçilerinin ‘sürgününe ve güvencesizleştirilmesine’ olanak sağlayan Toba Yasa’ya karşı mücadele eden Belediye-İş üyeleri de alandaydı.


Türkiye’de kargo çalışanları arasındaki tek sendika olan TÜMTİS, bunu UPS direnişiyle kazanmıştı.


Polatlı Duatepe Devlet Hastanesi’ndeki taşeron sağlık işçileri düşük ücrete, hakarete, aşağılanmya ‘artık yeter’ diyor.


KESK Ankara Şubeler Platformu da miting alanındaydı.


Ontex ve PTT direnişçileri mitingde seslerini duyurdu.


Eğitim Emekçileri Derneği dershanelerde yaşanan sıkıntılara dikkat çekti, ‘Güvenceli iş hakkımız’ dedi.


Halkevci Kadınların temel talebi sosyal güvence idi.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur