Asgari ücretlinin bir günü -Osman Nuri Orhan

Asgari Ücret Tespit Komisyonu yeni asgari ücreti belirlemek üzere toplandı. Peki, asgari ücretli 4 milyon işçi nasıl yaşıyor? Gelin, asgari ücretle yaşamaya çalışan bir taşeron işçiyle sıradan bir gününü paylaşalım

Gün boyu kendisine eşlik ederek röportaj yaptığımız işçi, çalıştığı şirketin yöneticileri ile bir sorun yaşamaktan tedirgin olduğu için, kendi isteği üzerine adını, çalıştığı kurumları ve yüzünü gizli tutacağız.

Ankara’da bir hastanede taşeron işçi olarak çalışan arkadaşımız Ankara’nın Kayaş semtinde oturuyor. Sabah 7’de evine konuk olmak için gidiyoruz. Eşinin de kendi gibi aynı hastanede çalıştığı ama sabah vardiyasında olduğu için erkenden çıktığını öğreniyoruz. Meğer eşi 7-15 saatleri arasında kendisi de 15-23 saatleri arasında çalışıyormuş. Nasıl görüşüyorsunuz diye sorduğumuzda gülümseyerek “gönüller bir olsun” diyor.

Küçük mütevazı bir apartman dairesinde oturuyor. “Ne kadar kira ödüyorsun” sorusuna ise “daire benim” diyerek yanıt veriyor. Şaşkınlığımı gizleyemiyorum. Durumu anlatıyor. Eşinin ve kendisinin çalıştığını bir de üstüne üstlük sabahları ek işe gittiğini söylüyor. 6 yıl krediyle almış evi. Devam ediyor; “Yıllarca şirkete sesimi çıkaramadım. Ta ki sendika gelene kadar. Sırf şu evin kredisini ödüyorum diye yıllarca sömürdüler bizi.”

Bize hazırladığı mütevazı kahvaltının ardından kızı da uyanıyor. O da 7. sınıfa gidiyormuş. Kızına tembihliyor “kahvaltı yapmayı unutma” diye ve düşüyoruz yollara.

Kayaş’ın gecekondularının arasından işe yetişmek için koşuşturan insanlar gözümüze çarpıyor. Yaklaşık 20 dakika banliyö trenine yürüyeceğimizi öğreniyorum. Yol boyunca yine kendi gibi hastanede taşeron işçi olarak çalışan ama ek iş için temizliğe giden arkadaşları da yürüyüşümüze katılıyor.

235 basamak inip Samsun Asfaltı’ndan (yolda ne alt geçit var ne de üst) karşıdan karşıya geçiyoruz ve banliyö trenine ulaşıyoruz.

“Neden banliyö kullanıyorsunuz normal otobüs çalıştığınız yere gitmiyor mu?” sorusuna “evet gidiyor ama otobüs 155 liraya mal oluyor. Banliyö treni ise 55 lira” diyorlar. “Banliyö çalıştığınız alış-veriş merkezinin önünden mi geçiyor” sorusuna ise “Hayır. Trenden indiğimiz yerden 40 dakika daha yürümemiz gerekiyor” cevabını alıyorum. Ankara’nın en doğusundan en batısına kadar gidiyor tren. Biz en doğusundayız, son durağa varmadan iniyoruz trenden.

Trenden indikten sonra Ankara’yı örtmüş bir sis bulutu karşılıyor bizi. Birileri evinde mışıl mışıl uyurken başka birileri de onların para kaynaklarının temiz kalması için çalışıyor sabah akşam demeden. “Çocuğumun bir güzel gülüşü içindir bu çektiklerimiz” diyor ve sisin üstüne doğru yürümeye devam ediyor. Yol boyunca şakalaşarak işçinin ek iş olarak temizlik yaptığı alış-veriş merkezine varıyoruz.

İnsanlar alış-veriş merkezlerinde ellerini, kollarını sallayarak gezerken onlar ellerinde süpürgeleri ve toz bezleriyle oraların tertemiz olması için çalışıyorlar. Toplam olarak günde 14 saat çalışıyor yaşamak için.

Alış-veriş merkezindeki işleri bittikten sonra tekrar koyuluyoruz yola. “Nereye gidiyoruz?” sorusuna ise “Tabii ki sendikaya” cevabını alıyorum. “Neden tabii ki?” sorusuna “Biz alış-veriş merkezinden çıktıktan sonra 1-2 saatlik bir boşluğumuz olur. Eskiden o boşluklarda dışarıda kaldırdık şimdiyse sendikaya gidiyoruz. Bu soğuklarda kafamızı sokacağımız bir evimiz oldu. Orda oturuyoruz, sohbet ediyoruz, yemek yiyoruz, o yüzden.” Sendikaya varmadan önce pazara uğruyoruz. Melemen için malzeme alıyoruz ve gidiyoruz DİSK Dev Sağlık-İş’e.

Sendikada örgütlenme uzmanı karşılıyor bizi. Biraz muhabbetin ardından hep beraber koyuluyoruz melemeni yapmaya. Yemekte asgari ücretle ilgili gerçekleştirilecek eylem üzerine biraz konuşuyoruz. Ardından zaman geliyor ve işçiler hastanedeki işlerine gitmek üzere çıkıyorlar. Hastane’deki temizlik işleri 23.00’da bitiyor. Gece yarısı evde oluyorlar. Ertesi gün tekrar aynı şeyler. İnsanca yaşaya bilmek için ek iş yapmak zorundalar. Eşleri ile neredeyse görüşemiyorlar bile ve başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorlar “Tayyip gel sen yaşa 599 liraya.”

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur