CHP’nin barınma hakkı ile imtihanı -Kutay Meriç

AKP’li Yenimahalle Belediyesi tarafından 2007 yılında kentsel dönüşüm alanı ilan edilen Mehmet Akif Ersoy Mahallesi halkı, bu kez yeni CHP’li belediye ile karşı karşıya geldi. Üstelik CHP’li belediyenin çevik kuvvet eşliğinde saldırısına da maruz kaldı.

Mehmet Akif Ersoy Mahallesi, yaklaşık bin hanenin bulunduğu 70’li yılların sonuna doğru yapılmış bir gecekondu bölgesi. “Planlı” olarak oluşmuş nadir gecekondu bölgelerinden birisi. Mahalle kurulurken okul, pazar yeri, cami gibi sosyal alanlar düşünülmüş; sokaklar birbirine paralel ve düzgün şekilde oluşturulmuş. Mahalle kurulurken tarla durumunda olan arazi ise şu anda 30 bin ağacın bulunduğu küçük bir ormanlık bölge olarak Yenimahalle’nin oksijen depolarından birisi. Altı yüz civarında vatandaşın arsası tapulu ve tapu tahsisli. Mahallede dört yüz hane de tapusuz arsa konumunda. Mahallede yaşayan vatandaşlar kamu çalışanı, işçi ya da küçük esnaf. Genel olarak sağ seçmen profiline sahip olan mahallede AKP oyu yüksek oranda.

2009 Mart’ındaki yerel seçimlerde AKP’li belediyeye karşı bütün Yenimahalle’de işsizlik ve yoksulluk üzerinden propaganda yapan CHP’li Fethi Yaşar ve ekibi, başarılı olmuş. Yaşar ve ekibinin uğradığı mahallelerden birisi de Mehmet Akif Ersoy. Mahallede bir grup vatandaş başından beri kentsel dönüşüm projesine karşı çıkmış. Mahallede önemli bir çoğunluk şantaj, tehdit, korkutma ve patronaj ilişkileri ile kentsel dönüşüme razı edilmiş. Fethi Yaşar, mahallelinin itirazlarını seçim kampanyasına taşımış. CHP’li siyasetçiler, seçim zamanı mahalleye defalarca gelmiş. En çok verdikleri vaat de “tapunuzu vereceğiz” olmuş. Öyle ki mahalleli ile birlikte AKP’li belediyeye karşı talepler listesi bile hazırlamışlar. Mahallelinin elinde “ıslak imzalı” bu belgeler mevcut.

Mehmet Akif Ersoy Mahallesi yerel seçimlerin ardından Barınma Hakkı Bürosu ile bağlantı kurdu. Geçen yıl 3-4 Ekim’de yapılan “Barınma Hakkı Forumu”na da katılarak, Dikmen Vadisi ve Mamak Barınma Hakkı Büroları ile birlikte Ankara katılımcıları oldular.

Mehmet Akif Ersoy Mahallesi kentsel dönüşüm projesinin Ankara’daki diğer kentsel dönüşüm projelerinden bir farkı yok. Hatta daha da kötü. Sadece vatandaşı yükümlülük altında bırakan, verileceği vaat edilen evin kaç metrekare olduğunun bile yazılmadığı tek yanlı sözleşmeler. Melih Gökçek bile uyguladığı kentsel dönüşüm projelerinde 300 tl kira yardımını öngörürken, Mehmet Akif Ersoy Mahallesinde sosyal demokrat belediye 200 tl veriyor. Yapılması planlanan 3600 konut ve iş merkezleriyle rant hesabı kokan bir proje. Proje alanın yanı başında imara açık bölgelerde bir dairenin 250-300 milyardan satıldığı düşünüldüğünde, hedeflenen rantın büyüklüğü de ortaya çıkıyor. Yerel seçimler sonrası CHP’li yeni belediye yönetiminden beklentiye giren mahalle halkı, bir yıl sonra yeni yönetiminde projeyi aşağı yukarı aynı şekilde devam ettirme kararını görünce mücadeleyi yükseltme kararı aldılar.

CHP’li belediyeye karşı barınma hakkı mücadelesi
Fethi Yaşar yönetimindeki belediyenin kentsel dönüşüm projesini hızla başlatma kararlılığı mahalleliyi de harekete geçirdi. 13 Haziranda mahallede yapılan ilk büyük halk toplantısıyla mahallelinin bir araya gelişi belediyeye karşı mücadeleyi ateşledi. Mamak ve Dikmen Barınma Hakkı Bürolarının da desteğiyle yapılan toplantıda yüzlerce mahalleli on maddelik taleplerini tek tek okuyarak oyladı. Bu, kendi kaderleriyle ilgili bir toplantıda ilk defa doğrudan bir oylamaya katılan mahalleli açısından önemli bir deneyim oldu. Toplantıda alınan kararla,15 Haziranda belediye önünde ilk kitlesel basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın açıklamasının ardından yüzlerce hak sahibi, daha önce imzaladıkları kentsel dönüşümle ilgili sözleşmeleri iptal ettiklerini belirten dilekçeleri belediyeye verdiler. Bu önemli bir kırılma noktası oldu. Daha önce baskı şantaj ve tehditle imzalatılan sözleşmeleri özgür iradeleri ile iptal etmek istiyorlardı.

Belediye yönetiminin tavrı beklendiği gibiydi. İptal dilekçelerine verilen yanıt, “fesih dilekçeleriniz kabul edilmemiştir” oldu. Belediye bu eylemin ardından mahalledeki çalışmasını hızlandırdı. İlk önce 18 Haziranı, daha sonra 28 Haziranı son olarak 1 Ağustosu mahallelinin evini yıkarak terk etmesi için son gün olarak belirledi. Mahalleli mücadelenin organize şekilde sürdürülmesi için Haziran ayı sonunda Mehmet Akif Ersoy Mahallesi Barınma Hakkı Bürosunu mahallede açtı.

Belediye baskısının giderek artması üzerine mahalleli bu sefer CHP genel merkezine gitme kararı aldı. 26Temmuzda CHP Genel Merkezi önünde kitlesel bir basın açıklaması gerçekleştiren mahalleli CHP’ye bir şok yaşatmış oldu. Yeni CHP yönetimi ve Kılıçdaroğlu ilk halk tepkisinin tadına varmış oldular. Mehmet Akif Ersoy Mahallesi halkının barınma hakkı mücadelesi, söylemini halkçı bir temel üzerine kurmaya çalışan yeni genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşılaştığı ilk halk eylemi olarak, hak mücadelelerinin olası “sosyal liberal” çizgideki CHP’li hükümet ya da belediyelere karşı da nasıl şekilleneceğinin ipuçlarını vermesi açısından önemli. Sosyal soslu neo-liberal politikaları uygulama konusunda dünyadaki muadillerinden daha az örgütsel, politik ve tarihsel imkanlara sahip olan CHP’nin, hak mücadeleleri karşısında ki ilk deneyimi olarak büyük bir önem taşıyor. Hem de referandum sürecinin tamda ortasında.

CHP’li Yenimahalle Belediyesi AKP’den de gözü kara çıktı
Mahalledeki bakkalların ruhsatlarının encümen kararı ile iptal edilerek kapatılması, çöp konteynırlarının toplanması, faili meçhul saldırılar, tek tek belediyeye çağırarak tehditle ev boşalttırmalar “sosyal demokrat” belediyenin vaka-i adiye uygulamaları haline geldi. Sosyal demokrat belediye halka karşı savaş açmış oldu.

Baskı uygulamalarının büyümesi mahalleyi bakkalsız ve çöp içinde bırakarak yıldırma taktikleri üzerine bir kez daha belediye önünde kitlesel basın açıklaması yapıldı. Basının da yoğun ilgi gösterdiği bu eylem sonrası belediyenin tehditleri arttı. Eylem dönüşü belediye kepçelerinin mahallede yıkım yaptığını gören halkın hışmından belediye araçları kurtulamadı. Gözaltına alınan üç mahalleli ertesi gün serbest bırakıldı, ama yargılamaları sürüyor.

Mehmet Akif Ersoy Mahallesi halkının barınma hakkı mücadelesi artık kamuoyunun gündemi olmuştu. CHP’li belediye yönetimi ve CHP Genel Merkezi yoğun tepkilerden bunalmaya başlamıştı. CHP Genel Merkezi, mahallede olan biteni çok yakından izlemekte ve ayrıntılarına bile vakıf bir haldeydi. Tam da bu sıralarda çevik kuvvet zoruyla mahalleye girileceği duyumları belediye kanallarından gelmeye başladı.

Mahalleli, Temmuz sonu Ağustos başına gelen günlerde dört gün mahallede nöbet tutarak çevik kuvvet eşliğindeki yıkımı beklemeye başladı. Fethi Yaşar ve ekibiyle 3 Ağustos Salı günü belediye meclis üyelerinin aracılık ettiği bir görüşme, mahalle temsilcisi on kişilik bir heyetin katılımıyla gerçekleştirildi.

Görüşmede Fethi Yaşar’ın tutumu halkçı olduğunu iddia eden bir belediye başkanı için çelişkiliydi. Tehditler savurmaya devam ediyordu. İyi niyet göstergesi olarak mahallenin çöp konteynırlarını geri getirilmesi talebi, “siz mahallede yaşam sürsün mü istiyorsunuz” gerekçesiyle reddedildi. Karşılıklı niyet testlerinin yapıldığı görüşmenin, üç gün sonra (6 Ağustos) devam ettirilmesi ve mahallenin taleplerinin belediyeye iletilmesi kararı ile bitirildi. Taleplerin oluşturulması için büyük bir hal
k toplantısı hemen ertesi günü (4 Ağustos) yapılarak ortak kararlar çıkarıldı. Bunlar belediyeye iletilecekti. Mahalleli rehavet içinde evlerine giderek güzel bir uyku çekti.

Ertesi gün
Salı günü toplantı yapıp cuma günü tekrar toplantı kararı alan belediye, perşembe sabahı (5 Ağustos) mahalleye yüzlerce çevik kuvvet ve belediye personeli eşliğinde bir baskın düzenledi. Hedefleri özellikle Barınma Hakkı Bürosunun olduğu gecekondu ve direnişin liderlerinin evleriydi.

Baskın bir saldırı ile karşılaşan mahalleli kısa sürede toparlandı, işe gidenler yoldan döndü, kimileri telefonla çağrıldı. Sabah 07.30’dan öğlen 12.00’a kadar sürecek bir direniş başlamış oldu. Büro ilk hedefti. Halk da direnişin mevzisini oraya kurdu. Kadınlar dozerlerin kepçelerine çocuklarını koydular. Yaşlılar kepçelerin önüne yattı. Barınma Bürosu, çatısına çıkan onlarca vatandaş tarafından korumaya alındı. Büro önünde ve sokak aralarında polisle yaşanan arbede saatlerce sürdü.

Belediyenin, çevik kuvvet desteğindeki bu saldırısı geri püskürtüldü. Zorla tek bir ev bile yıkamadılar. İlginç olan ise Melih Gökçek’e bile mahalle yıkmak için çevik kuvvet desteği vermekte kırk hesap yapan Ankara Valiliğinin, Fethi Yaşar’a hemen kıyak geçmesiydi. Ancak “aslan sosyal demokratlar” bunu anladılar mı?

Ramazan sonrasına hazırlık
Belediye yönetimi mahallelinin bütün iyi niyetli girişimlerini hüsrana uğrattı. Müzakere deyip baskın yaptı. Çöp içinde hastalanın, dedi. Ekmeği bile kilometrelerce uzaktan alın, dedi. Cuma namazlarını kaçırmayan Fethi yaşar, çoğunluğu dindar Mehmet Akif Ersoy Mahallesi halkını bu ramazan günlerinde çöp içinde bıraktı. 13 Eylülde ihale yapacağım telaşıyla terör politikası izleyen Fethi Yaşar ve meşhur adamları Ramazan ayı ve referandum nedeniyle saldırılarına ara verdiler.

Mehmet Akif Ersoy halkının mücadelesi giderek ülkemiz demokratik kamuoyunun da ilgi alanına girdi. Ancak solda bazılarının CHP’li bir yerel yönetime karşı halkın bu mücadelesini görmezlikten gelmesi de gözümüzden kaçmadı.

Mehmet Akif Ersoy Mahallesi halkı projede yani yaşamları ve gelecekleri hakkında söz ve karar sahibi olmak istiyor. Rant için değil, halk için bir kentsel dönüşüm istiyorlar. Mahalleli Barınma Hakkı Bürosu önünde düzenlediği toplantılar ve iftar yemekleriyle Ramazan sonrasının mücadelesine hazırlanıyor. Mahalle meclisi yavaş yavaş kurumlaşıyor. Korku duvarı yavaş yavaş aşılıyor.

***

Ek olarak

Arsam yok, Yerim dar…
Aziz Nesin’in romanlarına bile konu olmuş, Türk siyasetçi tiplemesinin bir politika klasiği, Mehmet Akif Ersoy mahallesinde uygulanan kentsel dönüşüm projesinde de ortaya çıktı. Seçim öncesi CHP’li siyasetçiler halka bol keseden vaatler vermişlerdi. Hatta Barınma Hakkı Bürosu yetkilileri bu vaatleri görünce, bunların birçoğunun akıl dışı olduğunu mahalleliye anlatmakta zorlandılar. Fethi Yaşar seçilince “biz belediye elimizde olmadığı için gerçeği bilmiyorduk. İmkânlarımızın kısıtlı olduğunu yönetimi alınca fark ettik” diyerek, önceki vaatlerinden kıvırmanın yolunu bu geleneksel taktiğe başvurarak buldu. Fethi Yaşar ağzını her açtığında “kimse bana yasadışı iş yaptıramaz” diyerek halkın barınma hakkı taleplerini yasalara havale ediyor. Yasayı gösterince, imkanlarımız kısıtlı diyor. Yerim dar diyor…

Recep Tayyip Erdoğan: Belediyeleri gelsin Danıştay yönetsin
3-4 Ekim’de gerçekleştirilen Barınma Hakkı Forumunun sonuç bildirgesinde, önümüzdeki dönem barınma hakkı mücadelelerinin ana hatları anlatılırken “Barınma hakkı mücadelesi yeni bir evreye giriyor. Siyasi iktidar öncelikle kentsel dönüşüm mevzuatını, sermayenin ve onun taşeronu yerel yönetimlerin elini halk karşısında daha da güçlendirecek bir biçimde yeniliyor” denilmişti. AKP hükümetince Büyükşehir belediyelerini neredeyse derebeyi yetkileriyle donatan bir Kentsel Dönüşüm Yasası çıkarıldı. Melih Gökçek’e yazdırıldığı anlaşılan yasanın, Anayasa bacağı eksikti. 12 Eylül’de oylanacak olan anayasa ile bu bacak da yerine oturtuluyor. AKP’nin Anayasa değişiklik paketinin 11. maddesi, 1982 Anayasası’nın 125. maddesine “Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz.” hükmünü getiriyor. 125. maddedeki değişiklik ile kentsel dönüşüm saldırısına maruz kalan vatandaşın idare mahkemelerine dava açmalarının önü tıkanmaya çalışılıyor. Tayyip Erdoğan, Ankara’da idare mahkemesinin ulaşım zamları ile ilgili verdiği bir iptal kararı ile ilgili olarak “Belediyeleri gelsin Danıştay yönetsin” demişti. Anayasa değişikliği ile hak mücadelelerinin hukuksal boyutu ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Yeni sömürgeci neo-liberal kapitalist düzene karşı, eskisinden daha zorlu, sadece halkın örgütlü gücüne dayanan yeni bir mücadele dönemi açılıyor.

Kutay Meriç / Halkevleri MYK üyesi

*Bu yazı daha önce Birgün gazetesinde de yayımlanmıştır


Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur