Deniz Feneri Dosyası: Elimdeki belgeleri Ankara Başsavcılığı’na gönderebilirim -Mustafa Peköz

Bir gazeteci-araştırmacı yazar olarak Deniz Feneri davasını çok yakından izledim ve izlemeye devam ediyorum. Daha önce buna ilişkin verilere, belgelere dayanan birçok yazı kaleme aldım.

Başbakan da bu davayı çok yakında takip ediyor. Davanın kesişme noktalarında ERDOĞAN ailesi olduğuna dair öylesine çok veri var ki, bunların mahkeme kararlarıyla ispatlanmasını istemiyor.

Deniz Feneri davası tam bir oyuncak oldu. Aslında AKP kendisine yönelik iddiaları boşa çıkarmak için bütün hileleri deniyor. Davanın birinci derecede sanıkları olarak bilinen Zekeriya KARAMAN ve Zahit AKMAN’ın Alman Savcılığı tarafından gerçekten sorgulanmasına karşı çıkıyor.

Kurulan soygun düzeninin yöneticileri olarak bilinen ve resmi kayıtlara göre 14 milyon Euro’yu zimmetlerine geçiren KARAMAN’ın sorgulanması dava bakımından önemli bir aşamayı oluşturuyor. KARAMAN ile ERDOĞAN’ın yakın akrabalığı bir yana, Deniz Feneri davasında başta başbakan olmak üzere çok sayıda AKP milletvekilinin ismi geçiyor. Bunlara ilişkin soruşturmanın yapılması ve belgelenmesi istenmiyor.

Ankara Mahkemesi Başsavcılığı tarafından açılan davaya ilişkin gelişmeleri yakından izliyorum. Çok açık ki, mevcut haliyle ciddi bir sonuç çıkmayacak olan bu dava esasen AKP’yi aklamaya yönelik bir davaya dönüşmüş durumda.

Dava, son yılların en büyük soygun şirketi davası olmak gibi bir öneme sahiptir. İlginçtir, davanın en önemli sanıkları esasen Türkiye’dedirler. KARAMAN ve AKMAN örneğinde görüldüğü gibi yıllar sonra bu iki kişinin sorgulaması sadece usulen yapıldı. Bu iki kişinin inisiyatifinde kurulan ve Deniz Feneri’nden para aktarılan soygun şirketlerinin tamamı kapatılıp iflası açıklandıktan sonra, söz konusu şirketler hakkında dava açıldı.

KARAMAN, Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığı Kanal 7 yayın şirketinin hisselerini 14 milyon TL’den 300 bin TL’ye düşürdü. Deniz Feneri’nden aktarılan paralara en konulabilir kaygısıyla şirketin hisse senetlerini satarlarken, savcılık tarafından hiçbir işlem yapılmadı.

Başbakan’ın ailesinin de içinde olduğu soygun şirketine ilişkin fiili hiçbir işlem yapılmadığı gibi, dava zamana yayılarak, bürokratik gerekçelerle kapatılmaya çalışılıyor.

110 milyon Euro’ya ilişkin olarak yapılan bir sorgulama süreci var. 41 milyon Euro, resmi belgelerle ispatlandığı gibi Türkiye’den KARAMAN tarafından organize edilen şirketlere aktarılmış. AKP’nin seçim propagandasında kullanılan söz konusu miktarın soruşturma sonucu açığa çıkması çok bilinçli olarak engellenmeye çalışılıyor.

8 bin sayfalık dava dosyasının hemen her sayfasında davanın iki önemli ismi var: Zekeriya KARAMAN ve Zahit AKMAN. Almanya’daki Deniz Feneri, bu iki kişinin talimatı ile kurulmuş olup, dernek adına yoksullar için toplanan paraların tamamının Türkiye’ye aktarıldığı belgelerle ispatlanmış. Ama Ankara’da soruşturmayı yürüten Savcılık, bu iki kişinin Alman savcılığı tarafından sorgulanmasına izin vermiyor. Davanın esası Frankfurt’ta görüldü. Daha sağlıklı ve kesin sonuçların alınması ve davanın bütünlüklü olarak sonuçlandırılması için Türkiye’deki bağlantıların sürece dâhil edilmesi gerekiyor.

Peki, neden buna izin verilmiyor? Alman savcılığı tarafından yapılacak olan sorgulamada çok daha kapsamlı bilgilerin ortaya çıkartılması söz konusudur. Bu da başta Başbakan Erdoğan olmak üzere AKP hükümetini çok ciddi olarak zorda bırakacaktır. Sanırım bu sorgulamanın önündeki en büyük engel Adalet Bakanlığı’dır.

“Frankfurt Bölgesel Mahkemesi Savcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında, bakanlığımızdan adli yardım talebinde bulunulmuştur. Evrak Ankara Cumhuriyeti Başsavcılığı’na gereği için iletilmiştir. Frankfurt Bölgesel Savcılığı’nın 20.01.2009 tarihli 6350J2L01 07/08 sayılı adli yardım evrakına ilişkin işlemler, adli yardım talebiyle Almanya Federal Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’nin 21.04.2009 tarihli üst yazısı ekinde 24.04.2009 tarihinde bakanlığımıza ulaştırılmış, herhangi bir eksiklik ya da çeviri hatası olup olmadığı incelendikten sonra 30.04.2009 tarihli yazıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 05.05.2009 tarihli yazısıyla, evraka konu bazı işlemler bakımından ek bilgi talep edilmiştir… Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Almanya’da görevli bazı yetkililerin adli yardım evrakıyla ilgili olarak Türkiye’de yapılacak hukuki işlemlere dâhil edilmesine, hazırlanan soru katalogundan zanlılar ile şahitlere soru sormalarına izin verilmesine yönelik talebin uygun bulunmadığına ilişkin yazının, bakanlığımızın Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne 20.10.2009 tarihinde gönderilmesi üzerine, talebin uygun bulunmadığı Alman makamlarına 20.10.2009 tarihinde iletilmiştir.”

Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Feneri’ne ilişkin yaptığı yeni açıklamada, yeni belgeler açıkladığını söyledi. Dava dosyasının tamamı 8 bin sayfa olup, içerisinde çok geniş belgeler var.

Deniz Feneri davasına ilişkin, soruşturmanın bütün safhalarından son mahkeme kararını da içeren 8 bin sayfalık belge elimde bulunuyor.

Ankara Savcılığının yürüttüğü soruşturma dosyasında bulunan dokümanlar-belgeler çok sınırlı olup önemli bir kesimi elenmiş bulunuyor.

Deniz Feneri davasında sağlıklı bir araştırma yapılması isteniyorsa, Ankara Başsavcılığı istediği anda elimdeki bin sayfalık belgenin tamamını kendilerine gönderebilirim.

Savcılık bu davayı objektif incelemek istiyorsa, davayı gerçek belgeler üzerine sonuçlandırmak istiyorsa, toplanan 40 milyon doları özel şirketler vasıtasıyla aklanmasını açığa çıkartmak istiyorsa, AKP’nin bu sürecin bir parçası olduğunu doğrulamak istiyorsa dava dosyasının tamamını incelemesi gerekir.

Mahkeme Savcılığı soruşturmayı samimi yürütmek istiyorsa, bu çağrıma yanıt vermesi gerekir.

[email protected]

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur