Cochabamba Suyu Savunma Koordinasyonu lideri Oscar Olivera ile Bolivya devriminin güncel sorunları üzerine söyleşi

Cochabamba Suyu Savunma Koordinasyonu lideri Oscar Olivera ile Bolivya devriminin güncel sorunları üzerine söyleşi -Florencia Puente & Francisco Longa

Sosyalizme Doğru Hareket (MAS) ve toplumsal hareketler arasındaki ittifak nasıl kuruldu?

Evo [Morales] başlıca toplumsal hareketlerle, özellikle de kırsal bölgelerden, uzun yıllar birlikte çalıştığı hareketlerle ittifaklar kurdu. Fakat bu, [ortak] çalışma hatları oluşturmaktan çok, sadece hükümette koltuk alma karşılığında başkanlığa bir caudillo (Latin Amerika’da ülkeyi kuvvetli yetkilere sahip tek adam olarak yöneten liderler için kullanılan bir terim; -ç.n.) getirmeye yönelik anlaşmalar yaptılar: geleneksel bir politika ama “yerli hükümet” başlığı altında.

En büyük tehlike dışarıya yönelik olanı, Evo toplumsal hareketler adına konuşuyor ama bu gerçek değil.

Bunun da ötesinde, hükümette yer alan toplumsal hareketlerin çoğu hükümetin gidişatından hoşnut değil ama katılım payları ellerinden alınacağından yüksek sesle konuşmaya korkuyorlar.

Evo Morales’le anlaşma içinde olmayan hareketlerin pozisyonu nedir?

Ben hükümetle yapılan hiçbir anlaşmaya hiçbir şekilde tabi olmayan bir harekettenim. Su Koordinasyonunun amaçlarından biri olarak, ekonomik çıkarlar ve parti çıkarları karşısında mutlak bir özerklik taşıyoruz. Tüm bu alanları 2000 yılından beri, insanlara yeni bir örgütsel yol sunarak, tabandan yükselen bir hareketle savunuyoruz; [halk] böylece kendilerine (despotça ya da geleneksel biçimde) liderlik taslayan partilerin dışında kalabiliyor.

Evo Morales’e ya da MAS’a bağlanmayan tüm toplumsal hareketler gölgeye çevrildi. Maalesef, aynı sağcıların yaptığı gibi, bizlerin uyuşturucu kaçakçısı ya da provokatör olduğunu iddia ederek, karalamayla ve politika sahnesinin dışına iterek amaçlarına ulaştılar… şimdi bize sağla müttefik ya da radikal olduğumuzu söylüyorlar.

Toplumsal hareketlerin ortaya çıkardığı ve hükümet programında yer alması için zorladıkları (kurucu meclis, hidrokarbonların kamulaştırılması gibi) bazı talepler vardı; hükümet bu taleplere nasıl bir uygulamayla yanıt veriyor?

Bu program şu anda mevcut ve Evo Morales ve hükümetin bunu uygulamak için iktidarda bir dönemleri var. Biliyoruz ki, neo-liberaller tarafından kurulmuş bir devlet aygıtını yönetmek zor (Güney Amerika’daki diğer hükümetler de aynı zorluğa sahip).

Neo-liberalizm ve Dünya Bankası; Arjantin, Uruguay, Bolivya, Ekvador ya da Brezilya’daki gibi toplumsal hareketlerin mücadeleleri sonucunda iktidara gelen hükümetler için deli gömleği işlevi gören bir yasal yapı kurdular.

Biz, “Su Savaşlarında” olduğu gibi, neo-liberal devlet aygıtını toplumun mutlak biçimde meşru olan taleplerine yer açmaya zorlayarak, devlet dışı ve devlet karşıtı bir kavga veriyoruz.

Ulus ötesi şirketlerle yapılmış sözleşmeler iptal edilemezdi, yasal anlamda böyle bir şans yoktu ama halkın taleplerinin meşruluğu öyle kuvvetliydi ki, hükümet liderlerini sözleşmeleri iptal etmeye ve bu yasallığın dışına çıkmaya zorladı. Şu anki problemimiz Evo Morales hükümetinin yasallığın en koyu savunucusu haline gelmesidir.

Devlet ve toplumsal hareketler arasındaki ilişki aslında neo-liberal hükümetlerdekine göre çok daha zor. Onları [Morales hükümetini] protesto etmek daha zor, çünkü köylülerin bu hükümette hala umudu var ve bu onların eleştirel olmasını imkansız kılıyor.

Toplumsal hareketler oldukça endişeli çünkü hükümet onlar adına konuşuyor ve sağ da bunu yapıyor, ve bunlardan ne biriyle ne de diğeriyle ilgisi olmayanlarımız var.

Kurucu Meclis ve hidrokarbon kamulaştırması konularındaki güncel performans hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kurucu meclis halkın temel taleplerinden biriydi; yerli hareketlerinin bu talebi oluşturduğu 1992’den beri hayalimizdi. Daha sonra, 2000’deki “Su Savaşı” sırasında bu talep bir yankı gibi tekrarlandı, ama biz “aşağıdan” ve siyasi partilerin aracılık etmediği bir meclis istedik, çünkü parti sisteminin artık iflas ettiğini düşünüyoruz.

Partiler kendilerinden başka kimseyi temsil etmiyorlar, devletin kontrolünü ele geçirip halkın kolektif etkinliğinin sağladığı avantajla zengin olan mafyalara benziyorlar.

Şu anki Meclis sağla işbirliği içinde kuruldu ve aynı yasa özerk toplumsal hareketlerin katılımını olanaksız kılıyor. Bu yüzden bu Meclis parti şeflerine yanıt veriyor: Evo Morales’e ve muhalefetten Jorge Quiroga’ya.

Bu yüzden de meclis, her ne kadar biz değişimler için beklesek de hiçbir şeyin değiştirilmediği ulusal kongrenin bir fotokopisi gibi.

Ama meclis üzerinde toplumsal hareketlerin bir denetimi var, değil mi?

“Yasal Meclis’i” denetlemek için bir tür “yerli Meclis” kurma yönünde çabalar vardı, ama hükümet bu konuda oldukça gayretliydi ve özerk hareketleri kendi yanına çekti.

Bu yüzden gerçek bir kontrolün var olduğunu düşünmüyorum; sadece görünüşte bir kontrol var, çünkü görünenin altında Meclis şunu söylüyor: oy ver ve Evo Morales ile çevresi neye karar veriyorsa onu yap.

Hareketler, Meclis’in halka yönelik bir aldatmaca ve numara olduğunun farkına vardıklarında tepki verecekler.

Halkın kurtuluşuna yönelik diğer temel talep olan hidrokarbon ulusallaştırması konusunda da aynı şey geçerli. Ulusallaştırma şaşırtıcı bir egemen medya kuşatmasıyla gerçekleştirildi.

Biz o zaman, bir kamulaştırma gerçekleştirilmediğini, ama petrol kirası konusunda çokuluslu şirketlerle bir ihtilaf olduğunu; bu ülkede petrol politikalarını belirleyenlerin hala çokuluslular olduğunu ilan ettik.

Petrol sözleşmeleri ile ilgili son gelişmeler basiretsizliği, karar ve şeffaflık (ki en önemli şey bu) noksanlığını ortay koydu.

Bu hükümetin hedeflerinden biri şeffaflıktı ama ortada şeffaflık falan yok; içinde, bu hükümetin diğer yönetimlere göre çok daha az şeffaf hareket ettiği bazı yasalar var. Bizi en çok yaralayan ve endişelendiren de bu… Çünkü hükümette yen alanlar bizim kardeşlerimiz. Birlikte kavgaya girdiklerimiz şimdi bizim taleplerimizi görmezden geliyor.

Su komitesinin şu anki talepleri neler?

Şu an itibariyle komite büyük bir karar aşamasında. Halkın katılımına izin vermeyen bu devlet yapısını parçalamak için su bakanlığını oluşturmuştuk; bu bakanlık bugün hükümet tarafından içerildi ve bu yeni kurumlaşmanın yükselmesine izin verilmiyor.

Hükümet şu anda oldukça zayıfladı, bizim bakanlığa katılmamızı önermesinin nedeni de bu. Şu ana kadar hükümetten tamamen bağımsız kalmıştık ama hükümet düşüyor ve bu da bizi bu durumun ortaya çıkardığı risk üzerine düşünmeye itiyor.

Halkın başlattığı bu süreç çökerse, sağ hükümetin görev süresi daha dolmadan devlet aygıtını yeniden kontrol edebilir; bu gerçekleşirse bu hükümet çok erken düşebilir ve düşerse de bizim üzerimize düşecektir: karasızlığımızın sebebi budur.

Devletin dışında kalmak istedik ama çok yalıtılmış durumdayız; ve dahası, Su Komitesi’nin kırsa
l alandaki devasa bir bölümü hükümeti destekliyor, ki bu da bizim seferberlik kapasitemizi oldukça zayıflatıyor. Biz ise, bu sürecin etkin biçimde yeniden yönlendirilmesiyle hükümetin tutumunda değişiklikler yaratmak için tek yolun seferberlik olduğuna inanıyoruz.

Eğer hükümette yer almaya kara verirsek bu, zaman içinde tamamlanması gereken bir çalışma planına dayandırılacaktır: somut bir vaka olarak suda, eğer bizim getirdiğimiz önerilere fırsat vermezlerse hükümeti terk ederiz.

Suyla ilgili talepleriniz neler?

Örneğin, “Su Savaşlarının” ürünü olan bir yasanın değiştirilmesi; bu savaş çokuluslu bir şirketi defetmekle kalmadı, oldukça neo-liberal bir yasayı da değiştirdi. Yasa, o zamanın iktidar ilişkilerine bağlı olarak bütünüyle değiştirilemedi ve özelleştirme politikalarına hala imkan veriyor.

Sonra, Su Bakanlığı’nın değiştirilmesini ve halkın su meselelerinde katılımını sevk edecek bir takım kurulmasını talep ediyoruz; ayrıca, su bakanlığının özerk bir bakanlık olduğunun ilan edilmesi.

Peki, değişimler yapısal değilse sağın bu kadar gayretle tepki vermesini neye yoruyorsunuz?

Ben ne çokuluslu şirketlerin ne de bu ülkenin güçlü bölgelerinden şirketlerin etkilenmekte olduğunu düşünmüyorum. Tepkinin çok güçlü bir ırkçılığa bağlı olduğunu düşünüyorum.

Geçmiş hükümetlerden olanlar bir Yerli‘nin ülkeyi yönetmesini onaylamıyorlar. Yerlilerin yabani ve cahil olduğunu, yalnızca köle olarak işe yaramadıklarını başka da bir şeye yaramadıklarını göstermek istiyorlar.

Ama Evo’yu bir askeri darbeyle ya da öldürerek devirmek istemiyorlar, halkın onu devirmesini istiyorlar. Asıl tehlike bu ve bu amaçlarına ulaşmak için ellerindeki tüm ekonomik araçları kullanıyorlar.

*Şu anda bir Bolivya turu yapmakta olan Arjantinli eylemci/gazeteci dostlarımız Florencia Puente ve Francisco Longa, Bolivya devrimci hareketinin en önemli isimlerinden Oscar Olivera ile Sendika.Org/Latinbilgi.Net için bir söyleşi yaptılar. Orijinali İspanyolca gerçekleştirilen röportajın İngilizce çevirisine Sendika.org/english/ adresinden ulaşılabilir. İngilizce çeviri Longa ve Puente tarafından; Türkçe çeviri de Sendika.Org tarafından yapılmıştır.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur