“Birleşik Devletler-Kuzey Kore anlaşması: Gösteriş için mi, bir ilk adım mı?” -Immanuel Wallerstein

Şubat’ın 13’ünde Birleşik Devletler, Kuzey Kore ve altı taraflı görüşmelere katılan diğer dört devlet (Çin, Kuzey Kore, Japonya ve Rusya) ABD Dışişleri Bakanlığı’nın “nükleersizleştirme hareket planı” dediği ortak bir bildiri yayınladı. Neo-conların başlıcalarından ve Bush’un eski Birleşmiş Milletler elçisi John Bolton bunu derhal “dünyadaki üretici olma niyetindeki ülkelere yanlış sinyal gönderen” bir “gösteriş” olarak nitelendirdi. Başkan Bush ise antlaşmayı farklı bir şekilde tanımladı. Görüşleşmelerin “diplomasinin kullanımı için en iyi fırsat”ı ve antlaşmanın “nükleer silahların olmadığı bir Kore Yarımadası” yolunda ilk adımı temsil ettiğini söyledi. Hangisi haklı?

Öncelikle antlaşmanın ne olduğuna bakalım. Antlaşma birkaç bileşenden oluşmakta. Kuzey Kore Yongbyon Nükleer tesisini kapatmaya razı olmuştur ve ondan sonunda vazgeçme niyetinde olduğu kesinleşmiştir. UAEA personelini geri çağırmayı kabul etmiştir. Aynı zamanda “bir dizi nükleer programını diğer taraflarla tartışmayı” (ama sadece tartışmayı) kabul etmiştir. Karşılığında Birleşik Devletler diplomatik ilişkilerin tamamıyla ilgili iki taraflı görüşmelere başlamayı kabul etti. Bu görüşmelerle Kuzey Kore’ye atfedilen terörizmin sponsor devleti tanımı değiştirilecek ve böylece ABD Kuzey Kore ile ilişkisinde “Düşmanla İşbirliği ve Ticaret Yasasının” ihlalini sonlandırmış olacaktı. Japonya da “talihsiz geçmişin tasfiyesine ve kendisini ilgilendiren önemli konulara dayanarak” iki taraflı müzakereleri de kabul etmiştir. Hepsi, 60 gün içinde Kuzey Kore’ye acilen ihtiyaç duyduğu enerji yardımını vermeye razı olmuştur.

Birleşik Devletler bunu neden imzaladı? New York Times anlaşmanın “pek tabii Bush yönetimi için büyük bir değişime işaret ettiğini” yazdı, ki Bolton da buna açıktan katılmaktadır. Tabii diğer yorumcuların çoğu da öyle… Anlaşmanın Bush yönetimi tarafından suçlanan Clinton rejiminin ulaştığı noktaya çok yakın olduğuna dikkat çekildi. Çoğu yorumcu aynı zamanda bu anlaşmaya muhtemelen beş yıl önce, Kuzey Kore henüz Bush Yönetiminin istediği gibi, nükleer silahları test etmemişken erişilmiş olunabileceğini kabul etmektedir.

Peki ne değişti? Azalan seçenekler bir realite olarak Washington’daki karar vericileri etkilemiş görünmektedir. Konu Kuzey Kore’nin şimdi bazı silahlara sahip olması ve bunlardan vazgeçeceğinin şüpheli olmasıdır. Konu, Birleşik Devletlerin Irak batağına saptanmış olması ve diğer acil durum politik enerjisini İran’da yoğunlaştırmış olmasıdır. Konu, Cumhuriyetçilerin son seçimi en çok da dış politika konuları üzerinden kaybetmiş olmalarıdır. Konu, müttefiklerinin Birleşik Devletler politikalarına geçen her gün daha az uymalarıdır. Birleşik Devletler açısından, anlaşma sorunu geçici olarak jeopolitik sahnenin ardına itecektir. Bu, Birleşik Devletlerin sonra geri dönüş yapabileceği büyük bir fırsat olacaktır.

Ya Kuzey Kore neden imza attı? Bir kere, imza atması yönünde Çin’den gelen büyük bir baskı altındaydı. Kuzey Korelilere böyle bir zamanda Çin’i çok fazla zorlamak yanlış görünmüş olabilir. Daha da önemlisi uzun zamandır istediği ve Bush yönetiminin de reddettiği bir şeyi elde etmiştir: Birleşik Devletler ile tam diplomatik ilişkilerle ilgili iki taraflı görüşme sözü. Dahası acil olarak ihtiyaç olan enerji yardımını da almış oldu. Bunu, karşılığında çok şey vermeden elde etti. Tabii, Yongbyon Nükleer Reaktörünü kapatması gerekiyor. Fakat bunun ötesinde geriye kalan her şey “tartışmaya” açık haldedir ve aslında var olan nükleer silahların kaldırılması ile ilgili hiçbir vurgu bulunmamaktadır.

Çin açısından bakıldığında ise, bu anlaşma Kuzey Kore’yi dizginlemesi için Birleşik Devletlerden gördüğü diplomatik baskıyı azaltmıştır. Güney Kore açısından bunlar, biraz kararmış “güneş ışığı” politikasını uygulamasına imkan vermektedir. Tek şikayet eden Japonya’dır ve Güney Kore’nin Japonya’nın payını kapması anlamına gelecek enerji yardımına katılmayacağına işaret etmiştir. Bunun da zaten sallantıda olan Japonya-Güney Kore ilişkilerini sağlamlaştırmayacağı ortadadır.

Öyleyse, anlaşma gösteriş için mi yapıldı yoksa bir ilk adım mı? Ben muhtemelen birincisi, çok az ihtimalle de ikincisi olduğunu düşünmeye meyilliyim. Anlaşmanın bir kez daha açığa çıkardığı, Birleşik Devletlerin jeopolitik arenadaki temel amaçlarını gerçekleştirmede yeteneklerinin azalmış olduğudur.

[Binghamton.edu adresinden Açalya Temel tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur