Ama ne sürpriz! – Umur Talu (Sabah)

Papa özür diledi”; tamam!
Başbakanımız öyle istemişti, demek çok etkili oldu, nedamet geldi.
Artık büyüklük bizde kalsın!
Bu “özür” iyidir; siz de kimleri affedebileceğinizi düşünün, özür dilediklerinde.
Şundan emin değiliz; sadece düşünce beyanlarında mı kafi şart oluyor özür yoksa eylemler için de geçerli olabilir mi?
Bin Ladin mesela, özür dilese, dünya biraz olsun değişir mi?
Öyle ya, 11 Eylül saldırılarının ardından bildiğimiz gibi dünya tuhaflaştı.
İki ülke işgal edildi; sebep, “Bin Ladin ve El Kaide terörü” idi.
Bir zanlı ya da suçlu olduğunda amaç önce onu yakalamak değil midir?
Afganistan, bu adamlar orada diye işgal edilmedi mi? Irak, 11 Eylül’ün de planlayıcısı diye bir yalanla da ilişkilendirilmedi mi?
Oysa şimdi Bush ne diyor?
“Bin Ladin’i yakalamak öncelikli hedef değildi.”


ABD’nin “terörle savaş” ının mimarlarından, en zeki şahin, bize çok kızan Wolfowitz’ in bir süredir başkanı olduğu Dünya Bankası geçen hafta şunu açıkladı..
2003’ten bu yana, “terörizmi besleyecek derecede çöküntüdeki devlet sayısı” 17’den 26’ya çıkmış.
Yani, “Global terörizmle mücadele” uğruna, milyarlarca doların açlara, yoksullara değil silahlara gittiği, ülkelerin işgal edildiği, iç savaşların körüklendiği, “Medeniyetler savaşı” nın hakikatleştirildiği, binlerce insanın bombalarla inletildiği bir dünyada
“Terörizme yataklık edebilen devlet” sayısı artmış.


Listede Irak da varmış mesela; anlaşılan 2003’ten sonra kurtarılmış!
Hani, şimdilerde her gün 100’e yakın insanın katledildiği Irak.
İran “güçlü devlet” olduğu için bu listeye girmiyor. Oysa bildiğiniz gibi bu işle suçlanıyor.
Suudi Arabistan gibi, çok sayıda El Kaide, 11 Eylül şahsiyetinin anavatanı da listede değil; çünkü devlet güçlü. Yine listeden kurtulan Pakistan gibi.
Listede kalanlar, Afganistan, Angola, Burundi, Kongo, Gine-Bissau, Haiti, Laos, Liberya, Burma, Somali, Sudan, Zimbabwe; yeni girenler ise, Kamboçya, Orta Afrika Cum., Komorlar, Fildişi Sahili, Eritre, Gine, Kosova, Nijerya, Kongo, Solomon Adaları, Vanuatu ve de Batı Şeria ile Gazze.
Ya, Batı Şeria ve Gazze.
İnsanda, Dünya Bankası uzmanı filan da olsa, azıcık utanma olur.


Ama uzmanlığın, lacili, cicili, bicili elitizmin handiyse ırkçılığa, hiç değilse mutlak vicdansızlığa uzanan bir zaviyesi var zaten.
“Bu düşmüş, çökmüş devletler” deki keskin artış, “Maalesef, Batı’nın bu devletlerin koşullarını iyileştirmek uğruna çoğalan çabalarına rağmen” ortaya çıkmış.
Bu insanlar, gerzek, geri, vahşi, yabani, ilkel, canavar, moron, ayrıca vefasız, kadir bilmez, nankör filan olmalı!
Başka nasıl olabilir ki?
Batı bu kadar uğraşsın, ama sayıları artsın; terörle bu kadar mücadele edilsin, ama terör yatakları çoğalsın.
Çünkü yoksulluk artıyormuş da ondan. Paralarını biriktirmez, eğlencede, sefada, terörde filan tüketirlerse, olacağı bu elbette.
Ama esas mesele şu; mesele dünyanın bir kısmını sanki kaderleri hep ellerindeymiş gibi aşağılamak:
“Bush Yönetimi, bu devletleri ABD güvenliği için büyük tehdit kabul ediyor. Bunlar, salgın hastalıklar, suçlular ile teröristler, en tehlikeli silahlar için birer sıçrama tahtası.”
Hadi dünyadaki “en tehlikeli silahlar” ın hangi devletlerde, en yoksullarda mı, yoksa başkalarında mı olduğunu sormayalım.
Ama, dünyada büyük suç şebekelerinin paraları hangi ülkelerde acaba? Kimin bankaları, uyuşturucu, silah, seks şebekelerinin kara parasıyla beslenip aklıyor?
Hangi düzen, hangi sistem, kimlerin borsaları, piyasaları, rantları!
Sen gel, ABD yönetimindeyken terörle mücadele diye dünyanın sefaletini, yoksulluğunu, Afganistan’ın haşhaşını, Irak’ın iç savaşını, Afrika’nın çaresizliklerini kışkırt; sonra Dünya Bankası başında, “Aaa bunların sayısı arttı” diye şaşır.
Dünya Bankası da özür dilesin!

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur