Şimdi Ne Yapacağız? Emek Örgütleri Yanıtlıyor!

Halkın yüzde 99’unun “Hayır” dediği GSS’nin, Sezer tarafından veto edilmesinin ardından Emek Platformu, “yarım saatlik iş bırakma ve meclis önüne temsilci gönderme” biçiminde bir eylem takvimi açıkladı. Yasanın geri çekilmesini sağlamak açısından son derece yetersiz görünen açıklamanın ardından sağlıkta piyasalaştırma karşıtı mücadelede yer alan emek örgütü yöneticilerine bugüne kadar ki mücadele süreci ve gelecekte atılacak adımlara dair görüşlerini sorduk.

Halkevleri Genel Başkanı Abdullah AYDIN

GSS yasasına dair görüşlerinizi alabilir miyiz?
GSS, ülkemizde uygulamaya konan İMF kaynaklı yeni sömürü politikalarının direktifleriyle ülkemizde kamusal alanın tamamen tasfiye edilmesi; sosyal devlet politikalarının terk edilmesiyle hizmet sektörünün bütün alanların; eğitimin, sağlığın, enerjinin, konutun sermayeye terk edilmesidir. Sosyal güvenlik alanının da tamamen kazanç getirir hale getirilmesidir. Sigorta sistemine bağlı yeni bir sömürü alanının açılmasıdır. GSS, çalışanların, emeklilerin, bu ülkeye hizmet etmiş değişik görevlerde bulunmuş insanların, işçilerin, kamu emekçilerinin kısmen korunmasını sağlayan eski statüyü tümüyle ortadan kaldırarak; artık gelecek dönemlerde sadece parası olanın hizmet alabilmesi, parası olanın ilaç sorunlarının çözümlenebilmesi, tedavi edilmesi gibi yeni uygulamalar getiriyor. Elbette biz bu duruma karşıyız. Çünkü bu tümüyle halkın yaşam hakkının elinden alınmasıdır. Getirilen bu yeni düzenlemelerin özü bunlar.

Cumhurbaşkanının yasayı veto etmesi sizce bir fırsat mıydı? Bu durum yeterince iyi değerlendirilebildi mi?
Bu konuda siyasi iktidarın, siyasi iradenin belirleyici olduğunu düşünüyorum. Burada bir takım kesimlerin uyarması bir işlev gördü ama; ben çok fazla sonuç getireceğini sanmıyorum. Açıklıkla hükümetin, cumhurbaşkanının vetosundan sonra yasayı aynen çıkaracağız açıklaması da bunu gösteriyor. Siyasi iktidarı, siyasi iradeyi, hükümeti reddedenler bu konuda kendilerine düşen ödevi tartışmasız yerine getiriyorlar. Ben pek umut bağlamıyorum bu iade edilme durumuna.Yaklaşık birkaç gündür konu başlıklarının 50’ye yakını görüşüldü sessiz sedasız şekilde.

Emek Platformu’nun süreç içerisindeki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Emek platformu bana göre bu konuda sonuç getirici, caydırıcı bir eylemliliği başından beri örgütleyemedi. Bir atasözü var hani; “perşembenin gelişi çarşambadan bellidir”, derler. Bu yasanın çıkarılacağı açıklandı, genel pakette de vardı; bu temel kanunda da vardı. Bu biliniyordu ama buna uygun, iş yerlerinde başlayan, kitleleri içine alan, ciddi bir çalışma başlatılamadı bence. Kaldı ki bu sadece Emek Platformu’nun değil bütün toplumun sorunudur. Bu konuda tüm toplum örgütlenmesi gerekirken kendi yerelini bile yeterince örgütleyemeyip; kitleleri dökmek ve bu anlamda caydırıcı bir muhalefeti ortaya koymak konusunda pek istekli davranmadı arkadaşlarımız. Biz Halkevleri olarak ilgili dostlarımızı uyardık. Kendimiz gücümüz oranında bu konuda gerçekten olması gereken işçilerin, emekçilerin, yoksulların yaşam alanlarından başlayarak bir diyalog yarattık.Yasa meclise geldiğinde, 18 Nisan’da yapılan eyleme en kitlesel katılan örgüt Halkevleri idi. Bunu örgütümü propaganda etmek için değil de; nasıl olması gerektiğini açıklamak için söylüyorum. Emek Platformu’ndan doğru bu saatten sonra bir şey yapılabilir mi bilemiyorum. Ama benim dileğim gerekirse yüz binlerin milyonların sokağa dökülerek uygulamacıların yüreğine ciddi anlamda bir korku salmak, soru işaretleri uyandırmak ve geri adım atmalarını sağlamaktır. Bunu deneyenler de var Fransa’da hak sahipleri meşru ve demokratik bir temelde sokağa çıktılar, istemiyoruz bu yasayı dediler? Şöyle olmasını istiyoruz dediler iktidara. Egemenler ne kadar güçlü olursa olsun halkla karşı karşıya gelmeyi göze alamıyorlar. Böyle bir mantığa sahip olmak, bunu hayata geçirecek örgütlenmeleri yaratmak gerekir. Emek Platformu’nun önünde de hala böyle bir görev var diye düşünüyorum.

Emek Platformu’nun veto üzerine açıkladığı eylem takvimi yeterli mi sizce?
Haftaya eylem olacağı açıklandı ancak bu heyecanı, coşkuyu hissedemedik biz. Sorun bir eylemin neyi hedeflediğini, hak sahiplerinin kavraması ve eylemi bu coşku ile katılıp izlemesidir. Bu hava yok gibi geliyor bana, yeterli değil.

18 Nisan’da yasa karşıtı yapılan eylemde Halkevleri çeşitli kurumlar tarafından eleştirildi.Bu konuda değerlendirmeleriniz neler?
Tüm bunları yanlış olarak değerlendiriyorum.Çünkü Halkevleri yaklaşık 1 yıldır yollarda. Türkiye’nin dört bir yanında eğitim hakları için; sağlık hakları için sosyal güvenlik kurumlarının ortadan kaldırılmasına karşı, hastanelerin Sağlık Bakanlığı’na devrine karşı, devlet hastanelerinin içinin boşaltılmasına karşı. Bu uygulamalara karşı çok net, dimdik ayakta, meşru ve demokratik eylemler gerçekleştirdi Halkevleri bütün ülkede ellerinde bayraklarla. 620 bin imza verdi meclise. Bu taleplerimizle yasaların mecliste olduğu günler mecliste olacağız, ilgilere ve işbirlikçilere hesabını sorucağız dediler; dediklerini de yaptılar. 18 Nisan’da ki eylemimizin Emek Platformu’nun eylemi ile çakışması bize göre çok anlamlıydı. Ama arkadaşlarımız Halkevleri’nin öteden beri getirdiği mücadele çizgisini burada kendi eylemleriyle farklı biçimde kesintiye uğratmak istediler. Bu eylem bizim eylemimiz, şöyle yapalım, böyle yapmayalım diye bize birtakım kurallar koymaya çalıştılar. Halkevleri hiçbir kural tanımadan özellikle işbirlikçi hükümetlere karşı Kemalpaşa’dan, İskenderun’dan, İzmir’den flamalarıyla yürüdüler. Kurumların şöyle olmaz, böyle olmaz tutumları bizi üzdü. Bu eylem bizim eylemimizdi, başından beri ve hiç kimse bizim eylemimizde siz kim oluyorsunuz dememeliydi. Böyle bir olumsuzluk yaşadık ama biz yine arkadaşlarımızı, dostlarımızı seviyoruz onlarla gelecekte de birlikte olma noktasında en ufak bir kuşku taşımıyoruz. Onlara yine dostça devrimci bir sevecenlikle yüreklerimizi açıyoruz.

18 Nisan’daki eylem nedeniyle tutuklanan halkevci Kenan Demir için neler yapıldı?
Bu konuda hukuksal anlamda bir süreç yaşıyoruz. Bu tutuklanan bir arkadaşımızla sınırlı değil yine aynı eylemden doğru başka aranan arkadaşlarımız da var. Bunun için biz prosedür oluşturmaya çalışıyoruz. Tabi biz de gerekenleri yerine getireceğiz. Arkadaşlarımızın demokratik haklarının engellenmesi, herhangi bir şekilde polis tutanak ve düzenekleriyle gözaltına alınması yani bir anlamda bu çabalara engel olunması bizim göz yumacağımız bir şey değildir. Buna dair bir programımız oluşuyor ama söylediğim gibi olay çok sıcak; genel kurulumuz vardı ve orada da buna dair kararlar aldık. Hukuksal süreçle birlikte de almaya devam edeceğiz. 20 kadar Halkevcinin hakkında da tutanak tutulması söz konusu. Durumun netlik kazanmasını bekliyoruz.

Önümüzdeki süreçte GSS uygulamalarına karşı nasıl bir mücadele hattı örülmeli?
GSS’ye karşı, sosyal güvenlik kurumları yasalarına karşı, bu uygulamalar nedeniyle mağdur olan bütün kesimlerin ciddi anlamda örgütlü bir şekilde sokağa dökülmesi gerekiyor. Emekli-Sen’inden, KESK’ine, DİSK’inden, TÜRK-İŞ’ine; mimar ve mühendis odaları, emekten yana partiler, Halkevleri özetle bütün demokrasi güçleri ciddi bir birliktelik oluşturmalı; yani bu mücadelenin bir sınır konulmadan çok geniş bir zeminde sahiplenilmesi için; herkesi eylemin örgütlenmesine katmalı. Araç elbette tartışılarak ortaya konmalı; bü
yük eylemler, mitingler, yürüyüşler gerçekleştirilmelidir diye düşünüyorum bu konuda. Tüm bunları biz kendi zeminlerimizde tartışıyoruz, tartıştırıyoruz; dostlarımızla birlikte de olabildiğince ortaklaşmaya çalışıyoruz; ama tabi ki bu muhalefetin genel gücüyle ilgili bir olay, bir tek bizim işlevimiz de yeterli olamaz.

DİSK Genel Başkanı ve Emek Platformu Dönem Sözcüsü Süleyman ÇELEBİ

Bildiğiniz üzere GSS Cumhurbaşkanı Sezer tarafından veto edildi. Emek Platformu bundan sonra ne yapacak?
Eğer bu yasa Cumhurbaşkanının uyarısı dikkate alınmadan yeniden meclis gündemine getirilirse tüm Türkiye’de Emek Platformu bileşenleri yasa meclise gelmeden bir gün önce bir genel uyarı eylemi yapmaya karar verdi. Yasanın tüm bunlara rağmen meclise gelmesi halinde Türkiye çapındaki yöneticilerin Ankara’ya çağırılmasına, meclise gidilmesine karar verdik. İktidarın kararında ısrar etmesi halinde yeniden kararı birlikte vereceğimizi ifade ettik. DİSK olarak Biz de bu yasayla ilgili baştan bu yana çok açık kampanyalar geliştirdik.

Sizce bu vetonun gerekçesi nedir?
Türkiye’nin %99.4’ü de bu yasayı benimsemediğini ifade etti, zaten Cumhurbaşkanı’na gerekçelerimizi tamamıyla sunduk. Bu yasanın meşru bir noktada olmayacağını konuyla ilgili mücadelemizi sürdüreceğimizi ifade ettik. Sayın Cumhurbaşkanı da bizim gerekçelerimizin büyük bir kısmını haklı bularak yasayı veto etti. Bundan sonra da bu mücadelemize devam edeceğiz.

Sizce hükümet veto fırsatını yeterince iyi değerlendirebildi mi?
Bana göre değerlendirme yerine bir inatlaşma var. IMF orada nöbet tutuyor. Hükümet IMF’nin talepleri doğrultusunda, Cumhurbaşkanı’nın veto gerekçelerini dikkate almadan, bu yasayı bir oldu bittiye getirerek, yeniden çıkartmak istiyor. Çünkü IMF’ye verdiği tarih onu gerektiriyor. Ama bu doğru değil toplumla, çalışanlarla bu kadar inatlaşmak, Türkiye’nin yararına değildir. İktidar bunu göz önüne almalı ve bu nedenle de gerilim yaratmamalı.

GSS ile ilgili düşünceleriniz neler?
Bu yasa tüm Türkiye’nin geleceğini karartan bir yasa, Bu yasayla emeklilik hakkı da kaldırılmaktadır, sağlık hizmetleri paralı hale getirilmektedir, üçüncüsü bu yasayla kayıt dışı ekonomi daha fazla kayıt dışına itilmektedir. Bu yasayla emeklilik maaşları aşağı çekilmektedir. Bu nedenle sosyal devlet tasfiye edilmektedir.

TMMOB Genel Başkanı Mehmet SOĞANCI

Sizce Sezer yasayı neden veto etti?
4 örgüt olarak biz yasanın gerekliliği ve gerekçeleri hakkında bir referandum yapmıştık ve ciddi sayıda bir katılım olmuştu. Bu referandum sonuçlarıyla ilgili bir dosya hazırlayıp cumhurbaşkanına ve siyasi partilere sunduk.Cumhurbaşkanıyla veto etmesini istediğimiz bir görüşme yaptık 4 örgütün başkanları olarak. Fakat yasanın meclisteki bütçe komisyonundan hiçbir değişiklik olmadan geçtiğini gördük. Bundan dolayı Emek Platformu olarak bir eylem programı çıkardık.

Yasanın sezer tarafından veto edilmesi sizce bir fırsat mı?
Cumhurbaşkanın yaptığı işi ben çok fırsat olarak görmüyorum.Çünkü hükümet sayısal gücüne bağlı olarak bu yasayı meclisten istediği gibi geçirecek ve muhtemelen Cumhurbaşkanı bu yasayı aynen çıkartacaktır. Bu durumda Cumhurbaşkanı’na iki seçenek kalır; biri anayasa mahkemesine götürmek diğeri referanduma sürüklemek.Ama özellikle bu İMF endeksli bir yasa olduğu için ben her iki seçeneğinden yapılmayacağını düşünüyorum.

Emek Platformu’nun GSS’ye karşı açıkladığı eylem takvimini yeterli buluyor musunuz?
Bu bir uzlaşma işidir altında 18 e yakın emek örgütünün imzası vardır onların uzlaşmaları bu şekildedir.Bu anlaşmanın altında bizim de imzamız vardır bundan dolayı yorum yapmak bize yakışmaz.

Yasaya dair ne söylemek istersiniz?
Küreselleşme uyum yasasıdır. Sağlık hizmetlerinin ticarileştirilmesidir, özelleştirilmesidir. Bu tüm Türkiye’nin geleceğini karartma yasasıdır. Bu şekilde gerçekleşirse artık emeklilik hayal bile olamayacaktır. Bu iki yasa da sosyal devlet anlayışının tamamen yok edilmesidir. Sağlığın genel olarak kontrollü bir şekilde sürdürülmesi yerine, yardım noktasından ele alan çok tehlikeli bir yasadır. Bu siyasal iktidarın küreselleşme sürecinde en başarılı bir İMF’Cİ, en başarılı bir DB’ci, en başarılı bir özelleştirmeci olarak yaptığı çok kötü, çok yanlış bir uygulamadır.

TTB Merkez Konsey 2. Başkanı Metin BAKKALCI

Sezer’in vetosunun ardından AKP yasayı aynen meclisten geçireceğini söyledi. Sizce bu durum ne gibi sonuçlar yaratabilir?
Cumhurbaşkanı tarafından meclise iade edilen bu yasa hükümet ve parlamento açısından yeni bir şans oluşturmuştur. Halkın büyük bir çoğunluğu tarafından reddedilip; arkasında sadece IMF’nin ve çok küçük bir azınlığın olduğu bu yasada ısrar edilmemek zorundadır. Bu ısrar aslında hükümetin sonunu getirecek bir ısrar olacaktır. Bu veto kendileri için bir şanstır. Ama görüyoruz ki; dünkü plan bütçe komisyonunda aynı maddeleri geçirme arzuları gözükmektedir. Bu kendilerine ve tüm ülkeye zarar verici bir durumdur.

Sizce bu muhalefet açısından da bir şans mıydı?Sizce bu şans yeterince değerlendirilebildi mi?
TTB olarak yıllardır biz Türkiye’deki sağlık ve sosyal güvenlik ortamına ilişkin, insanca yaşam için mücadele ediyoruz. Arzu ederiz ki; bu çabanın içinde Türkiye’deki bütün örgütlü güçler yer alsın.

Emek örgütleri bu süreçte nasıl bir mücadele hattı izleyecekler?
Emek Platformu olarak da yasanın mecliste görüşülmesi öncesinde yarım saatlik bir uyarı eylemi yapılacaktır, yasa meclise geldiği gün Ankara’da olacağız. 70 milyona çağrımızdır. Bu konuda bugünümüze ve geleceğimize sahip çıkmak için; herkese bir sorumluluk düşüyor.

Peki bir eylem programı açıklandı;sizce bu yeterli mi?
Eylem programını etkin ve amaca uygun gerçekleştirmek önemlidir. Şu anda bizim tek telaşımız budur. Bu program eğer sahici bir tutum olarak hayata geçirilmezse; bu halkımız için büyük talihsizlik olacaktır.

Peki bundan sonrası için nasıl bir mücadele çizgisi öneriyorsunuz?
Ayağa kalkmak gerekiyor. Bunu tartışmaya dahi gerek yok. O kadar çıplak bir durumdur. Sosyal güvenlik hakkının ve sağlık hakkının bütünüyle ortadan kalktığı, bir yasal çerçeve ve çok vahşi bir ortamın yasasıdır bu. Ayağa kalkmak dışında başka bir tercih yoktur.

Türk-iş Genel Başkanı Salih KILIÇ

GSS hakkında düşünceleriniz neler?
Sağlık haklarını geriye götüren düzenlemelerdir, külfet getirmektedir. O nedenle GSS’nin toplumu rahatlatacak herhangi bir şey getirmediği kanaatindeyiz. Ayrıca da sağlıktaki katkı paylarının, ekonomik külfet getirdiğine inanıyoruz. Sağlığın piyasalaşması, parasallaşması, bunun yanı sıra kamu hizmetlerinin özel sektör marifetiyle yürütülmesini amaçlamaktadır. O nedenle bu yasanın, anayasanın sosyal devlet ilkesiyle uyumlu bir doğrultuda olması lazım.

GSS’nin, IMF, DB, TÜSİAD raporlarıyla tümüyle uyumlu bir yasa olması sizce neyi gösteriyor?
Yasa zaten onların talepleri doğrultusunda hazırlandı.

Sizce sezerin vetosu hükümet ve muhalefet için bir fırsat mı?
Tabii ki cumhurbaşkanımızın 15 maddelik vetosu bizim için hem anayasanın eşitlik ilkesinin, sosyal devlet kavramının ve sosyal politikaların gerekliliğiydi. Bu konuda yapılacak olan çalışmalarda cumhurbaşkanımızın veto ettiği maddelerin bu doğrultuda düzenlenmesini talep ediyo
ruz.

Sizce hükümet şimdi ne yapmalı?
Vetoyu değerlendirmeye almaları gerekiyor. Aksi halde Emek Platformu kararını vermiş yapacağını yapacaktır.

Yasanın meclise gelmesinden önce Emek Platformu’nun hükümetle yaptığı görüşmelerin bir faydası oldu mu?
Çok bir faydası olmadı.

KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı TOMBUL

Sezer’in yasayı veto etmesi hükümet ve muhalefet açısından bir fırsat mıydı? önümüzdeki süreç nasıl değerlendirilmeli?
Bu yasanın meşruiyetini yitirdiğini zaten vetodan önce de sonra da söylemiştik. Hükümete de bir çağrı yapmıştık, bu vetoyu bir fırsat olarak değerlendirin yeni bir düzenleme için hazırlık yapın demiştik. Ama görüyoruz ki hükümet, bu konuda IMF’ye verdiği sözü yerine getirmekte kararlı gözüküyor. Yasayı plan ve bütçe komisyonundan aynen geçirdi, vetoya karşın hiçbir değişiklik yapmadı. Hükümet bu fırsatı kullanmadı. Şimdi önümüzdeki hafta emek platformunun bir etkinlik programı olacak. Bu yasanın meclisten geçmemesi için önümüzdeki hafta eylem ve etkinlikler gerçekleştireceğiz. Bildiğiniz üzere 120 maddelik yasanın 15 maddesi veto edildi, geri kalanlar geçmiş oldu. O geçerse bu yasa maddelerinin de değiştirilmesi için tekrardan, yasa yürürlüğe girene kadar hatta yürürlüğe girdiğinde de, değiştirmek için mücadeleye devam etmek gerekiyor. Bununla ilgili KESK üzerine düşeni yapacaktır.

GSS hakkındaki görüşleriniz neler?
Bize göre bu yasa sağlık hakkını gasp eden, emeklilik hakkını olanaksız hale getiren bir yasadır. Sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi sürecidir. Biz de doğal olarak bu yasa tasarısının bütününe karşıyız.

Sizce yasanın veto edilen 15 maddesi yasayı halk açısından kabul edilebilir bir hale getirecek mi?
Cumhurbaşkanının veto gerekçeleri hakkında cumhurbaşkanıyla görüştük dört örgüt olarak görüşlerimizi ifade ettik, zaten veto gerekçelerinin bizim görüşlerimizden oluşuyor. Veto gerekçeleri yerindedir ancak eksiktir. GSS ile ilgili de veto edilmesi gereken yerler vardı, biz onların da değiştirilmesi için mücadelemize devam edeceğiz.

Sizce değişmesi gereken diğer maddeler neler?
Temel teminat paketi ve prim ödemeye dayanan bir sistemin kurulması ve katkı payları. Bütün bunlar ne kadar para o kadar sağlık anlayışını hakim kılıyor.

Türk-iş ve Hak-iş’in GSS sürecindeki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Emek platformunun sözün üstünde bütünlüklü bir eylem kararı örgütleyememesi süreç için önemlidir. Ama biz başkalarının ne yapıp ne yapmadığından öte, kendi yapacaklarımıza bakıyoruz 4 örgüt olarak referandum sürecinde önemli bir toplum kesimine ulaştık. Daha sonra çağrı yaptık ama referandumda iradesini beyan eden topluluklar, bizim yaptığımız eylem çağrılarında aynı kararlılığı ve gücü alana çıkma konusunda göstermediler. Onu örgütlemekte yeterli olunamadı.

Röportajlar 24 Mayıs tarihinde yapılmıştır

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur