Gabriel Garcia Marquez’in anıları Türkçede: Anlatmak İçin Yaşamak (Gabriel Garcia Marquez)

Anlatmak İçin Yaşamak Gabriel García Marquez’in yazar oluşunun öyküsü. Günün birinde annesi çıkagelip Aracataca’daki ninesiyle dedesinin evini satmak için yardım ister. “İki günlük o masum yolculuğun benim açımdan böylesine belirleyici olacağını, en uzun ve gayretkeş yaşamın bile onu anlatmama yetmeyeceğini ne annem bilebilirdi ne de ben. Şimdi, iyi yaşanmış bir yetmiş beş yılın ardından, bu yolculuğun yazar yaşamımda aldığım bir sürü kararın en önemlisi olduğunu biliyorum. Bu şu anlama gelir: bütün hayatımın en önemli kararı.”İlk bölümlerde Marquez annesiyle yaptığı yolculukta bizi yalnızca Yüzyıllık Yalnızlık’a değil, hayal evreninin büyük kısmına götüren kişisel öyküsüyle ve coğrafyayla tanıştırır. Çocukluğunda yaşadığı dünyaya gider, en ünlü yapıtındaki Aureliano Buendía gibi yazarın kendi dedesinin de bir gümüş işliği olduğunu, orada ‘saatlerini geçirdiğini gövdesi hareket edebilen ve minicik zümrütlerden gözleri olan altından balıklar yaptığını, bunun ona para kazandırmaktan çok, iyi zaman geçirmesini sağlayan bir iş olduğunu’ öğreniriz. Ninesi Tranquilina Iguarán tıpkı romanındaki Ursula gibi şekerlemeler yapıp satarak aile bütçesine katkıda bulunur ve Rebecca Buendía’ya esin veren kardeşi Margot’un ‘yalnızca bahçenin nemli toprağını ve duvarlardan tırnağıyla kazıdığı kireci yemekten hoşlandığı anlaşılana kadar, kimse nasıl olup da yemeden yaşayabildiğini anlayamaz.’ Tüm aile bireylerinin ve anlatılan her anektodun bizi romanlarında ya da öykülerinde tanıdığımız karakterlerden birine kavuşturduğu bir yolculuktur bu. Buendíaların gizli genetik şifrelerini keşfeder, mercekten bakarak gerçekle hayali birbirinden ayırt edebileceğimizi düşünür, ama asla ayırt edilemeyeceklerini kavrarız.

GERÇEKLİĞİN BÜYÜSÜ

Garcí Marquez kitabının adıyla da bizi bu konuda uyarır: Anlatmak İçin Yaşamak sevilen bir Latin Amerika deyişidir, yaşam ve edebiyat arasındaki sembiyotik bağı inanılmaz bir yalınlıkla ortaya çıkartır. Pablo Picasso’nun ‘Sanat hakikati ortaya çıkartan bir yalandır’ demesi gibi, Anlatmak İçin Yaşamak da ta en başından hem büyünün gerçekliğini hem de gerçeğin büyüsünü gösterir. Marquez bunu bir kez daha akademik katılığın yakınından geçmeyen kendi oyuncul yöntemiyle gerçekleştirir. Binbir Gece Masalları’ndan söz ederken, “Şehrazat’ın anlattığı masalların onun zamanında gündelik yaşamda gerçekten meydana geldiğini, ama sonraki nesillerin inançsızlığı ve ödlek gerçekçiliği nedeniyle meydana gelmez olduklarını düşünmüştüm” diye yazar.Kaynağı yazarın hayal dünyası olan bu özyaşamöyküsünde tıpkı Yüzyıllık Yalnızlık’taki gibi çarpıcı sıfatlar kullanılır, yazarın kesin tavrı içimizde kuşkuya yer bırakmayan beklenmedik sonuçlar yaratır. Bu sonuçların inanırlığınıysa hiçbir zaman mantığımızla değil, sezgi ve duygularımızda hissederiz. Marquez’in yazarlıktaki ustalığı en basit cümleleri bile bir şahesere dönüştürür: “Annem yolda karşımıza çıkan tüm yerlere aynı şekilde bakmaya devam etti, suskunluğunun değişmesinden her biri hakkında ne düşündüğünü anlıyordum.” Anıların şimdi ve geçmiş arasındaki salınımı kafa karıştırıcı değildir, yazarın yaşamını ve yapıtlarını anlamamızı sağlayan referansları oluşturmamıza yardım eder.

YAŞAM GÜCÜ VE MERAK…

İlk bölümlerinde gerçeğin bir hayal gibi anlatılmasıyla baştan çıktığımız kitapta tipik bir kahramanın klasik olay örgüsünü izleriz. Yazar on bir çocuklu ailesinin inanılmaz yoksulluğu ya da iflah olmaz utangaçlığı gibi aşılması gerekli zorluklardan söz ederken yaşam gücünden ya da merakından bir şey eksilmez. Öğrencilik yıllarında onu bir yazar olmaya yönelten ipuçlarını verir. Dedesinden söz ederken, “Dedem sözlüğü bana hediye edince, sözcüklere karşı öyle bir merak duydum ki, onu alfabetik sırayla bir roman gibi, hemen hemen hiçbir şey anlamadan okumaya başladım. İşte yazar yazgımdaki en temel kitapla tanışmam böyle oldu” der.Annesi ve ona ders çalışmayı öğreten yasak aşkı Martina Fonseca gibi güçlü kadınların donattığı Marquez ergenlik yıllarında gazeteciliğe adımlarını atar. O arada birkaç şiir yazmış, ‘ilk cümlesinden itibaren önünde yeni bir ufuk açan Kafka’yı okumuştur bile. Kolombiya’da ‘Bogotazo’ diye adlandırılan halk ayaklanmasına ve kıyıma tanık olduktan sonra yerleştiği Cartagena de Indias’da belki de kendi arzusundan çok arkadaşlarının zorlamasıyla kendini gazetecilik mesleğinin heyecanı ve gerilimi içinde bulur, böylece kendi tanımıyla ‘dünyanın en iyi mesleği’ni keşfeder. Bu bölümdeki muhteşem anektodlar ve yazma konusundaki tartışmaların ardından ilk romanı Yaprak Fırtınası gelir. Cenevre uçağında üç yıl dönmemek üzere vatanından uzaklaşır, hayatının aşkı Mercedes’e bir aşk mektubu yazarken sadece yirmi yedi yaşındadır.Marquez yaşam öyküsünde yalnızca yaşamını değil, mucizelerinin arkasındaki bir başka sırrı da açık etmiş: dostları. Çok az kişi eğitmen ve koruyucu melek bulmada bu kadar şanlıdır herhalde. Kader yazarın yoluna yalnızca geçmişi tüm Latin Amerika mitlerini içeren bir aile çıkarmakla kalmamış, ona edebi dünyanın kapılarını açan mucizevi dostlara ve eğitmenlere de sahip olmuş. Bu kitabı okuyanlar Marquez’in başarısının anahtarını ve neden onun edebiyatını sevdiğimizi kolayca anlayabilir: Yaşamın pek çok farklı boyutunu kabullenme ve keyfini çıkarmadaki olağanüstü başarısı. Gerçekdışıyla gerçeği karıştırmaktaki ustalığı bizi ikisi arasında insan ruhu için hiç de sağlıklı olmayan rasyonel, kartezyen ayrımdan uzak tutarak her ikisini de kucaklayacak alternatif, bütüncül bir yol sunar. Marquez’in yazınının duyusal bir sevinç uyandırmasının nedeni de bu zaten. Hayal gücümüzü bedenimizden bağımsızlaştırarak insan olma durumunun doğasında var olan sihirli güçlerle buluşturuyor. Öyküleri biz Latin Amerikalılara tarihimizin inanılır bir çeşitlemesini sunuyor. Bu ders kendi deneyimimizle ilgisi olmayan, ders kitaplarındaki anlatım değil, delilerin ve timsahların yollarda dolaştığı, diktatörlerin esirlerini evcil aslan ve jaguarlarıyla kafeslere kapattığı kent ve kasabalarda yaşarken öğrendiğimiz tarih. Gerçekdışılığın giderek ıstırap halini almaya başladığı bir dünyada García Marquez gerçeği bir kez daha, ama bu kez ona sadık kalarak şaşırtıyor. 6 Şubat 2003 LA TimesDerleyen: Pınar SavaşAnlatmak İçin Yaşamak/ Gabriel Garcia Marquez/Can Yayınları/ 552 s.

Anlatmak İçin Yaşamak’tan…

El Tercer Hombre’de başlardı gece, çevrede yaşayan sanatçılar ve bir araba tamirhanesinde çalışan tamirciler gelirdi, aralarına yoldan çıkmış memurların ve tuhaf tiplerin karıştığı da olurdu. En akla gelmeyecek kişiyse, gece yarısından biraz önce iş giysileriyle gelen mahallenin hırsızıydı: bale taytı, tenis ayakkabıları, beyzbol şapkası ve içine hafif alet edevatını doldurduğu bir sırt çantası. Biri tam evini soyarken hırsızın fotoğrafını çekmeyi başarmış, bir tanıyan çıkarsa diye gazetelere bastırmıştı. Adamcağızın elde ettiği tek şey zavallı hırsızlara kötü muamele ettiği için kızgın okurlardan aldığı mektuplar olmuştu.Hırsızın iyi bir edebî sezgisi vardı, sanat ve kitap üzerine konuşmaların tek bir sözcüğünü bile kaçırmazdı, bilirdik ki gizliden aşk şiirleri yazan utangaç bir şairdi o; biz ortalarda görünmediğimizde öbür mü

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur