Barınma Hakkı Mücadelesinde Yeni Bir “DURAK”: Durak İşgalcileriyle Söyleşi

Önümüzdeki duraklar ne olacak, bunu kent yoksullarının barınma hakkı mücadelesi gösterecek. Ancak Güzeltepeliler bu hakkın fiili kullanımını tartışmaya başladılar bile. “Aynı Brezilya’daki topraksız köylüler gibi” diyorlar anlatırken.

Biz de Sendika.org olarak barınma hakkı mücadelesinin bu yeni durağını ziyaret ettik.

Nurtepe’nin Güzeltepe Mahallesinde İETT son durağı… Burası bir süredir sabahın erken saatlerinde evinden işine yola çıkan emekçilerin ilk durağı değil sadece. Durak aynı zamanda, İstanbul’un bu yoksul mahallesinde yaşama tutunmaya çalışan 6 emekçi aileye çatı oluyor. Onların işe giden otobüsü evlerinden kalkıyor.

Onlar mahallede Temmuz ayı içinde yıkılan gecekonduların kiracılarıydı. Belediye, yapılan antlaşmalar doğrultusunda mevcut gecekondu sahipleriyle anlaşarak, onlara bir enkaz bedeli biçip geri kalanını da borçlandırmak üzere adına “Sosyal Konut” dedikleri yerden konut verdi. Kiracılar ise tamamen açıkta kaldı. Onlar yıkımdan önce seslerini yükseltmeye başlamış, belediyeye “bize uygun fiyatta kiralık yer göstermezseniz oturduğumuz evleri terk etmeyeceğiz” demişlerdi. Belediyenin ise “mülksüzler” ile konuşacak bir şeyi yoktu. Yıkımlarda devletin kiracıyla pazarlık yapması “olacak şey” değildi.

Ve pazarlık yapılmadı. 22 ve 28 Temmuz’da barikatlarla karşıladıkları yıkım ekipleri çevik kuvvet, panzer ve gaz bombalarının desteğiyle onların başını soktukları evleri yerle bir etti. Onların yıkımdan sonra bir akrabasının yanına sığınacağını, dağılacağını, herkesin kendi başının çaresine bakarak başını sokacak bir yer arayacağını düşünülüyordu. Oysa onlar yerlerini yurtlarını terk etmediler. Çözümü beraber aramaya devam ettiler ve hemen yıkılan evlerinin karşısındaki otobüs durağını işgal ettiler. Sorunlarını ve taleplerini bu eylemle görünür kıldılar: “Maaşlarımızla ödeyebileceğimiz uygun kirası olan insanca yaşayabileceğimiz konutlar istiyoruz” dediler. Onlar kentsel dönüşüm yasası adı verilen saldırıların bugüne kadar sesi fazla çıkmayan mağdurları Güzeltepe’de “biz varız” dediler.

Şimdi Güzeltepe İETT durağı hem bu ailelerin evi, hem de “Barınma hakkı mücadelesinde” yeni bir durak. Önümüzdeki duraklar ne olacak, bunu kent yoksullarının barınma hakkı mücadelesi gösterecek. Ancak Güzeltepeliler bu hakkın fiili kullanımını tartışmaya başladılar bile. “Aynı Brezilya’daki topraksız köylüler gibi” diyorlar anlatırken.

Biz de Sendika.org olarak barınma hakkı mücadelesinin bu yeni durağını ziyaret ettik.


Cumartesi sabahı vardığımız Güzeltepe İETT durağında bizi Rıza Amca ve İsmail karşıladı. İsmail o geceyi nöbette geçirmişti. Röportaj için geldiğimizi söylediğimizde Rıza Amca oğlu Turan’ı çağırdı yanımıza. “Gençten biri derdimizi daha iyi anlatır” dedi. Ve İsmail ve Turan ile sohbetimize başladık.

Sendika.org: Yıkılan konduların kiracıları olarak 9 gündür buradasınız. Ve bu yıkım nedeniyle mağdur olduğunuzu oturduğunuz kiralarla başka bir ev bulamayacağınızı söylüyorsunuz. Ne kadardı kondularınızın kiraları?

Turan: 60 milyon lirayla 100 milyon lira arasında değişiyordu.

Sendika.org: Herhalde bu koşullara başka bir ev bulma ihtimali yok

Turan: Yok yani, şimdi burada görmüş olduğunuz bölgede kiralık evlerin hepsi dairedir. Her dairede 400 milyonun altında değildir. Artı depozito, peşin kira.. Bizim dar gelirli bölgelerdeki ev sahipleri de kapitalizmi yeni tanıyıp, bir an önce sınıf atlayabilmek için çok fazla vahşi kapitalizmi benimsiyorlar. 2 milyar depozit 1 milyar da peşin kira istiyorlar. Ya arkadaş depoziti niye alıyorsun, peşin kirayı niye alıyorsun. Tamiratı var da tamiratını yapacağım diyor. Yani şekil bu, burada ev tutma olayı oldukça zorlaştı. Ellerine geçen gelir belli..

Sendika.org: Ne iş yapıyor buradaki insanlar?

İsmail: Ben Topkapı’da çalışıyorum matbaada.

Turan: Bir arkadaş konfeksiyonda çalışıyor. Bir arkadaşımız inşaat işçisidir.

İsmail: O üç gün çalışıyor, beş gün çalışmıyor…. Bir tanesi boyacı.

Turan: Benim birader şoför olarak çalışıyor. Bir kişi Levent’te ofis boy olarak çalışıyor. Hepimiz bu civarda çalışıyoruz. Sabit standart işi olan da bu civarda çalışıyor, geçici işleri olan da bu civarda. Sabit işi olanın da maaşı belli 420 milyon.. 400 milyonu kiraya verdiği zaman 20 milyonla bir ay boyunca bozdur bozdur harca. İşte biz burada bunu anlatmaya çalışıyoruz 9 gündür.

Sendika.org: Güzeltepe’de Belediye ne yapmaya çalışıyor, siz ne istiyorsunuz?

Turan: Şimdi burada mimari açıdan yapılması gereken düzenlemeler gerçekten var. ama bu yapılan mimari düzenleme değil. Onlar peşkeş çekiyorlar. Şimdi bizim buraları yıktı komple alışveriş merkezi yapacak. Bir vatandaşa ihale verecek. Dolayısıyla bu peşkeş çekme. Buradaki niyete bakmak lazım.(..) biz de Büyükşehir Belediyesine gittik .Kabul edilmedik. Görüşmek istedik, görüşmediler. Oysa anayasa’nın 57. maddesi var. anayasa’nın 57. maddesine göre bizim barınma hakkımız var. Eğer bize barınma hakkı sağlamıyorsanız bu maddeyi ihlal etmiş oluyorsunuz. Biz bu maddenin uygulanması için ve insanların anayasanın 57. maddesi gibi bir hakkı olduğunu devletimize hatırlatmak için şu anda buradayız.

Sendika.org: Peki hiç buraya gelen ve taleplerinizi öğrenmek için sizinle görüşen, haliniz nedir diye soran yetkili var mı?

İsmail: Hiç hiçbir yetkili gelmedi.

Turan: Yalnızca mahalle muhtarını göndermişler. Onların telefonuyla gelmiş mahalle muhtarı.

Sendika.org: Belediye mi aramış?

Turan: Evet. Belediye Emlak İstimlak Müdürü Mahmut Bey aramış. Demiş ki “Git şu ailelerin isimlerini al.” Buraya kadar gelmezler onlar. Biz Türkiye’nin gündemine oturduk, ancak daha yeni uyandılar. Bugün Türkiye’de her vatandaş biliyor ki otobüs duraklarında yaşayan aileler var. Barınma hakkını kazanabilmek için mücadele veren aileler var. Oysa ki Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasında 57. madde diye bir madde var. Bu madde insanlarına barınma hakkı sağlayan sosyal devlet maddesi. Daha bir çok madde var. Eğitim var, sağlık var. Ancak çok üzücü bir olay ki Türkiye’de yaşayan insanlar Anayasadaki haklarını bilmiyorlar. Biz de diyoruz ki: “Böyle bir madde, böyle bir hak var. Biz bunu biliyoruz. Ve bu hakkı yedirtmeyiz. Bu hakkımızı da vermek durumundasınız”. Bu yüzden buradayız.

Sendika.org: Aslında şu ana kadar gördüğümüz gecekondu direnişlerinden farklı bir durum var. Genelde her şey yıkıma kadar olur, yıkımla beraber biterdi. Ya devlet geri çekilir ve kazanılır ya da yıkım gerçekleşir ve herkes bir yerlere dağılırdı. Herkes başının çaresine bakmaya çalışırdı. Bu kez farklı bir durum var. Yıkımdan sonra mücadele somut bir taleple devam ediyor. Yıkımdan sonra da hep beraber ortak bir çözüm bulmak için bir araya gelinmiş gördüğümüz kadarıyla. Bunu şu ana kadar çok fazla görmedik. Bunu sanırız bilinçli tercih ettiniz…

Turan: Evet bunu bilinçli tercih ettik. Biz bu işe başladığımız zaman hep beraber aldığımız karar şuydu: “Sonuna Kadar”. Ama bu arada iki kiracı aileyi fire verdik. Bu arkadaşlar Ak Partide zeminli olduğu için, belediyede üst düzey yetkili insanlardan tanıdıkları olduğunu söylediler. Ondan dolayı bizimle beraber olmanın kendilerine zarar vereceğini, bu durumdan kaynaklı kendilerinin yer alamayabileceklerini söylediler. Onların da eşyaları şu anda sokakta. Onlar bizden ayrı görüntüsü verip Ak Partili olarak mağdur olduklarından dolayı, “Aman sayın başkanım, aman sayın müdürüm. Bana bir el atın, çok kötü durumdayım, sokakta kaldım” diyorlar. Biz de şunu söyledik: “Arkadaş biz kazanırsak zaten siz de kazanacaksınız, sen kazanırsan da bize vermek mecburiyetindeler” Ama her türlü şekilde ben yalvarmadan anayasal hakkımı almış olacağım. Ama Türk milletine biçilen bir olay var son zamanlarda: Dilencilik. Ben dilenci değilim, anayasal hakkımı istiyorum. Şimdi şu Emlak İstimlak Müdürü şey demiş “onlara bir sene kira yardımı” gibi bir şey düşünüyorlar herhalde. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bizim burada isteğimiz belli. Anayasal bir hak ve buna uymayan bir yönetim var.

Sendika.org: Kiralık ev istiyorsunuz ve bunun uygun bir fiyatta olmasını talep ediyorsunuz. Uygun fiyatı biraz daha açılığa kavuştursak?

Turan: Hemen arkamızdaki konutlar Belediyeye ait sosyal konutlar. Burada çok sayıda boş evler var. Kendi memurları 75 milyona oturuyor. Burası sosyal konut. Aşağıda kendi yandaşı durumu gerçekten kötü, ancak yüksek olan insanlar da var. Onlar da 75 milyona oturuyor.

İsmail: Bizim baştan beri talebimiz bu. Ödeyebileceğimiz bir kirayla, insanca yaşanacak ev istiyoruz. Yıkımda önce de oturduğumuz evleri gösterdik. Televizyonlar geldi. Gel bak dedik, burada insan yaşar mı? Bu evler nasıl evler. Benim ev iki sefer Show TV’ye çıktı.

Turan: Eyüp’te 60 milyona ev mucizesi diye çıkmıştı. Basın açıklaması yapmıştık yıkımdan önce. Orada da çekim yaptılar aynı evi. Bir oda bir yer. İnsanın yaşayabileceği normal standartarın çok çok altında bir yer. Ama sonuç itibariyle çoluğuyla çocuğuyla orada yaşamak mecburiyetinde arkadaş. Şu anda orada da yaşayamıyor. 400 milyon kirayla yemek mi yenir, kira mı ödenir, çocuklarına mı bakılır. Ne yapacak bu insan?

İsmail: Zaten aldığım para o. 400 milyon. Bunu yol parası var, yemeği var. Çoluğuma mı çocuğuma mı bakıyım? Ev kirası mı veriyim? Aslında çok af edersin tavukların kümesi ondan daha iyidir. 60 milyon çoktu bile. Ama ne yapalım. Şimdi o da yok.

Sendika.org: Geçtiğimiz günlerde Ali Kırca gecekonduda yaşayan bir çocuğu çıkardı televizyona. Bu evler ev değil. Hem içinde yaşayana, hem şehre zarar dedi. Ama baban burada yaşamak istiyor, sen babanı ikna et de apartmana taşınsınlar dedi çocuğu. Sence niye baban istemiyor insanca yaşanacak bir evi diye sordu küçücük kıza. Hatta sen istemez miydin bahçeli, güzel bir apartman dairesinde yaşamak dedi. Kız utandı, mahçup oldu, “isterim dedi”. Gerçekten size daire veriliyor da siz kulübeyi mi tercih ediyorsunuz?

İsmail: Bir buraya gelsin o zaman. Biz insanca yaşanacak bir ev istiyoruz. Buraya gelsin Kırca. Bizim bu isteğimize yanıt versinler öyleyse. Niye gelmiyor? Halimizi görsün. Biz Büyükşehir Belediyesine gittik. Yetkilinin birisi bize laf söylüyor: “Farz et diyor, oğlun Almanya’dan geldi kiraya çıkacak” Senin orada tuzun kuru. Kaç milyar maaş alıyorsun. Sen herhalde verirsin oğlunun ev kirasını. Ben 400 milyonla nereden veriyim kirayı. Sen beni insan sıfatında kabul edip karşına bile almıyorsun. Benim evim yıkılıyor. Çoluk çocukla dışarıda kalıyorum. Çocuklarımız hasta oldu. Götüremiyoruz hastaneye.

Sendika.org: Herhangi bir sosyal güvenceniz yok mu?

İsmail: Yok.

Sendika org: Diğer aileler de bu durumda mı?

Turan: Sadece iki ailede var sigorta.

Sendika.org: Peki burada başlattığınız mücadeleyi nasıl sürdürmeyi düşünüyorsunuz?

Turan: Biz burada kalacağız. Hükümetin yetkilileri şunu bilsinler. Biz anayasanın 57. maddesinin uygulanmasını istiyoruz. Bundan dolayı buradayız. Bizim davamız haklı bir davadır. Biz şu anda sokakta kalıyoruz, sokakta kalmaya devam edeceğiz. Kış da olsa burada kalacak bu aileler.

Sendika.org: Peki kendinize başka bir ev yapmayı, bir kondu inşa etmeyi düşünüyor musunuz?

Turan: Bizim gecekondu yapabilecek halimiz yok. Yarın gelip gene başımıza yıkacaklar. Ekonomik olarak tekrar borçlanacağız. Böyle bir şeye gücümüz yok.

Sendika.org: Ancak burayı yapabildiniz yani…

Turan: Ancak bunu yapabildik. Bizim gecekondumuz bu artık. Biz gerekirse, buradaki aileler çoluk çocuk yürüye yürüye Ankara’ya gitmeyi düşünebiliriz. Buradaki komşularımıza bu evlerimizi emanet ederiz, Ankara’ya gideriz. Bu konunun dönem dönem Avrupa basınında da çıktığını biliyoruz. Dünyanın gündemine oturturuz biz bunu. 3. dünya ülkeleri denen ülkelerde nasıl çiftçiler tarlaları işgal ediyor, ekiyor biçiyor. Ondan sonra yeni bölgelerde tarla işgaline gidiyorsa burada bizler de bu konumlara getirilmiş vaziyette sayıyoruz kendimizi.

Sendika.org: Yani barınma hakkını devlet size vermiyorsa siz bunu fiili olarak mı uygulayacaksınız?

Turan: Tabii fiili olarak da kullanmanın yollarına bakacağız. Ama ondan önce demokratik bütün yolları deneyeceğiz. Ankara yürüyüşünün ülke gündemini çok fazla meşgul edecek bir olay olacağını tahmin ediyorum. Çünkü sen barınma hakkını vermiyorsun…

Sendika.org: Peki bölgedeki diğer insanların bu direnişe yaklaşımı nasıl?

Turan: Çevrede bazıları dedi ki ev sahibi direnmiyor kiracı neden direniyor. Aslında burada ev sahibi olanların da alt katında üst katında oğlu, akrabası oturur. Yarın yıkım olsa onlar kiracı olduğundan açıkta kalacaklar. Bunu fark edenler bizimle beraber olmaya başlıyorlar.

İsmail: Bizim ev sahipleri bize destek çıksaydı, bizle kavga gürültü yapmasaydı, bir tahtanın bir pencerenin, bir kiremidin peşine düşmeselerdi.durum farklı olurdu. Çoğunlukla onlardan baskı görünce kafamızı kaldıramadık. Devletten önce onlarla uğraştık.

Turan: Devlet şunu yapıyor. Git diyor, kiracını çıkart kardeşim. Eğer kiracını çıkartmazsan, enkaz bedelinden 4 milyar para keserim senden. Devlet zaten beyni dönmüş vatandaşı bizim üzerimize sürüyordu. Bir tanesi içip içip geliyordu, hakaret ediyordu. Devlet kiracı ile ev sahibini karşı karşıya getirdi. Bir de kiracı olgusunu tanımıyor ki adam. Devletin gözünde kiracının hiçbir hakkı yok. Oysa bana ne ev sahibine verdiği süreden? Benim bir sene oturmam gerekiyordu ben öyle anlaşma yapmışım. Biz adamın evini kiralarken ne zaman yıkılacak diye araştırmıyorum ki.

Sen
dika.org:
Şimdi her yerde yıkım var ve size diyecekler ki “bütün kiracılar sizin gibi yaparsa” ne olacak.

Turan: Brezilya’da ve Arjantin’deki gibi çadır kondular olacak. Bir kere zaten İstanbul’da kiralık ev sorunu var. Hem fahiş fiyatlarla hem de ev yok….Buraya ziyarete gelen arkadaşlardan bir tanesi var her gün desteğe geliyor. 4-5 çocuğu var onun da..İki aylık kirasını ödeyememiş, ev sahibi kapının önüne atacak. Ne yapacak vatandaş. Belediyeye gitmiş, muhtarlıktan acil yardım kağıdı almış. Gitmiş belediyeye “Ben iki aydır ev kiramı ödeyemiyorum. Ev sahibi beni atacak. Sokakta kalacağım. Bana ev vereceksin” Herkesin bunu talep etmeye hakkı var.

Sendika.org: Biraz da yıkımlardan bahsedelim. Televizyonlar sizin hakkınızda pek iyi şeyler söylemedi ve açıkça taraflı yayınlar yapıldı. Provokatörlerden, teröristlerden bahsedildi.. yıkım günü Güzeltepe’de neler oldu?

Turan: İlk yıkmak için geldiklerinde biz buraya barikat koyduk. Gece gündüz yıkım bekliyoruz. Beş noktaya koyduk barikatları. Ama toplam otuz kişi var barikatların arkasında. Sonra emniyet güçleri geldi. Muhtarı çağırdım dedim ki muhtar sen polise söyle gelmesin. Biz İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden bir yetkiliyle görüşmek istiyoruz. Emniyet Müdürünün yanıtı şu: “İçinizde maskeli insanlar var, yasadışı örgüt üyesi provokatörler var. Sizin ezilmişliğinizi kullanarak sizi bizlere karşı kullanmaya çalışıyorlar. Bunların oyunlarına gelmeyin.” Maskeli dediği de mahallenin çocukları. Adam maskeye laf ediyor ama kendi beş Dakka sonra gaz bombasını attığı zaman maske lazım oluyor. Tabii adam onun şeyini yapmıyor. O maskeliler diyor, provokatör diyor.

İsmail: Benim ev yanıyordu. Evin içine gaz attılar. Çocuklar içerde. Bir tanesi de panzerin içinden çıkardı kafayı, küfür ediyor.

Turan: Bakın bu çocuk ikinci yıkımda içerdeydi. Çocuğun gözü gazdan etkilendi, yeni yeni açılmaya başladı. Gözünü annesi sabahleyin eliyle açıyordu.

Sendika.org: Buraya müdahale erlerse ne yapacaksınız?

Turan: Burayı kaldırırlarsa karşıya yıkıntıların oraya gideceğiz. Depolardaki eşyalarımızı alıp yeniden kuracağız. Hem nereye götürecek. Kendi deposuna. Ne kadar şey yapacak. Gerekirse betonun zerinde yatacağız. Çocuklarımıza yorgan döşek olacağız. Yapacak bir şey yok. Ama biz şunu biliyoruz ki kesinlikle buradaki aileler birlikteyiz. Kesinlikle anayasanın 57. maddesinin uygulanması için elimizden geleni yapacağız.

Sendika.org: Peki size destek olmak isteyenler neler yapabilir.

Turan: Ziyarete gelen arkadaşlar oluyor. Erzak getiriyorlar. Yiyeceğe ihtiyaç duyuluyor.

İsmail: İki akşamdan beri benim çocuğum ateşli. İlaç yok..

Turan: Örneğin doktorlar, Tabip Odası gelip bir sağlık taraması yapabilir. Örneğin ben doktorların iş bırakma eylemlerinde vardım. Okmeydanı Hastanesi yakın. Doktorlar eylem yapıyorsa mutlaka gittim. Çünkü o eylem onların değil, onların halk için yaptığı eylemlerdi. Onlar veya başka kurumlar bize bir şekilde ulaşıp destek verirse seviniriz.

O sırada yanımıza Baran geliyor. Belli ki o da konuşmak istiyor. 8 yaşındaymış ve bu sene okula yazılacak. Ancak 100 milyon kayıt parası istemişler. Turan Eğitim-Sen’li öğretmenlerle bu sorunu çözeceklerine inanıyor. Baran burayı sevmediğini ve evini istediğini söylüyor. Yıkım günü babası onu halasına göndermiş başına bir iş gelmesin diye. O ise haber göndermiş oralardan babasına. Bunu anlatıyor bize ve ne dediğini söylüyor: “Baba korkmuyorum polislerden. Evlerimizi yıktırmayacağız. Sonuna kadar da devam edeceğiz. Evlerimiz öyle dik duracak”

Güzeltepe’deki 6 emekçi ailenin belki evleri yıkılmış ama başları dik. Onlar dilencilik yapmak birilerine sığınmak, yalvarmak yakarmak değil hak istiyorlar. Barınma hakkından bahsederek bir sorunu ve hakkı görünür kılıyorlar. Güzeltepe İETT durağı bu mücadelede yeni ve önemli bir durak…

06-Ağustos-2005 Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur
Sonraki içerik