Oldubitti-Şükran Soner

Bu yazıya başladığım saatlerde kabine değişikliği, SSK reform yasasının bir ayağının tartışılmadan Meclis gündemine apar- topar getirilişi ile ilişkili gelişmeler belirginleşmemişti. Ancak Erdoğan hükümetinin sosyal güvenlik sisteminde geriye dönüşü olmayan yolda kimi adımlar atabilmesinin, oldubitti ile yürüme stratejisinin kimi ayak oyunları sahnelenmişti.

Çalışma Bakanlığı’nın çatısı altında sosyal güvenlikte yapılmak istenen değişikliklerin tartışılacağı toplantı iptal edilmişti. Erdoğan hükümetinin oyuna ilişkin planlarının bir ayağı olan SSK hastanelerine el konulması operasyonuna ilişkin yasa tasarısı Meclis gündemine alınmıştı. Paket taraflarca tartışılamadan, oldubitti ile geri dönüşü olamayacak çok büyük bir adım daha atılmak isteniyor.

Benim bildiğim sosyal güvenlik reformu paketinin ana taslakları, henüz bu konuda çok titiz olan birkaç uzman ve örgüt dışında işçi sendikaları, hele kamuoyu, hakların tarafı işçiler için, hiçbir şey getirmeyip, büyük hak kayıplarında götürdükleri ile, henüz kapalı kutu. İşçi sendika liderleri bir uyansa, işçi olup bitecekleri anlamaya başlasa, inanın bizde de yer yerinden oynar. Erdoğan hükümeti ”sosyal güvenlik reformu” adı altındaki bu paketi zor geçirir. Kendi seçmenine hak götüre, kendi milletvekiline zor kabul ettirir.

Bir yandan da IMF’nin imzalanması beklenen anlaşma koşulları içinde verilmiş söz var. Açıklamıyorlar ama rahatlıkla iddia edebilirim ki, IMF tarafı imza için bu konuda atılmış adımlar görmek istiyor. Hükümet içinde bile, iktidarın iktidarını altüst edebilecek boyuttaki sonuçları nedeniyle, yapılmak istenen olmazlara kaygı ile bakanlar var. Besbelli Sağlık Bakanı bastırıyor, Çalışma Bakanı devre dışı bırakılıyor, oldubitti ile ilk adım olarak SSK hastanelerine el konması operasyonu işine kalkışılıyor…

Sosyal güvenlik reformu gibi, milyonları, bu ülke yaşayanlarının çoğunluğunu ilgilendiren yaşamsal bir konuda, reform adı altında kökten değişikliklerin tartışılmadan yasalaştırılması gibi bir uygulama, demokratik rejim altında nasıl gerçekleşebilir? Kim bilir belki de Erdoğan hükümeti CHP içindeki bu kör dövüşü zamanlama olarak fırsat görüp harekete geçmiştir. Ya da hükümet içinde, kabine değişikliği tartışmalarında, iç dengeler böyle bir adıma uygun düşmüştür. Bu oyun tutar mı? Bu kadar kolay mı?

Erdoğan hükümetinin ”Sosyal güvenlik reformu” paketinin birçok ayağı var. Sağ olsun medyamız, milyonların sağlık, sosyal güvenlik haklarını altüst edecek bu projenin kamuoyunca fark edilmemesi, oldubitti ile yasalaşabilmesi için elinden geleni yapıyor. Sansürünü uyguluyor. Dahası, medya sanatının en uç ayak oyunları ile, var olan sistemin hastalıklarını, nedenlerini sorgulamadan, çarpıtarak kamuoyunun önünde bugünlerde sergileme yarışına girerek kitleleri aldatma görevini yapıyor. SSK, ilaç sorunları üzerine neden-sonuç ilişkilerini, gerçekleri tümden saptıran, kamuoyunu yanıltan yayınlar televizyon ana haberlerinden, gazete manşetlerinden düşmüyor. Toplumsal duyarlılığın, bilgilenmenin, bilinçlenmenin çıkarlardan yana değil, tersine olması, milyonların yaşamsal hak kayıplarında sesiz kalmalarının sağlanması için elden gelen yapılıyor.

Yine de kestirmeden tersine yargımı, inancımı, bu koşullarda pek inandırıcı görülmese de sizlerle paylaşmak istiyorum… ”Erdoğan hükümeti IMF’ye söz verdiği, sosyal güvenlik reformu paketi içinde getirmek istediği düzenlemeleri çoğunlukta olduğu bu Meclis’ten bile geçirememeli. Kendi tabanını, milletvekilini de oldubittiye getirerek geçirebilirse, Cumhurbaşkanlığı, yargı denetiminden mutlaka geri dönmeli. Bu arada sendikal örgütler, sonu gelmeyen kış uykusundan uyanabilirlerse, zaten durum değişir.”

Çünkü kamuoyunun bilgi sahibi olmadığı, tartışılmasından kaçınılan yasa tasarı metinlerinin bir bölümüne sınırlı da olsa göz atma zamanım oldu. Sosyal güvenlik sistemi içinde milyonların yıllarca kullandıkları haklarda hemen her düzenleme maddesinde bir başka yoldan geri adım söz konusu. Her şeyden önce yasal düzenleme, sağlıkta verilmiş hakların yasasız geri alınmasında iktidarlara yetki veriyor. Adım adım geri gidişi, yasasız gerçekleştirmenin yolunu açıyor. Doğrudan verilmeyecek sağlık hizmetleri üstüne ek çok para ödetilecek sağlık hizmetleri (yatak, ameliyatlar da dahil), sözleşmeli, özelleştirme ile paralı hale getirilecek sağlık hizmetleri.. diye kazanılmış haklar üç koldan birden saldırıyla budanıyor. Sağlığın yüzde 60 payını alan ilaç konusuna girmiyorum bile. Üstüne üstlük, prim günü artışı, emeklilik yaşı yükseltilmesi var.. ”Geriye ne kalır?” diye varın siz düşünün…

Kaynak: 6 Ocak 2005, Cumhuriyet

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur