Üniversiteler kimin? – Şebnem Korur Fincancı

Bir kez daha anımsatmak isterim. Tek bir dini, evrende hakim kılmak adına yola çıkanlar, “tek” sıfatını her zaman korudular. Sıfatın tanımladığı otorite değişse de, otoritenin tekliği değişmedi yüzyıllar boyunca. Platon’un Academia’sında da, Cicero’nun aynı isimli villasında oturup yazdığı Akademi felsefesinde de, bugün yüklediğimiz anlamda da, süregelen “tek” olmaktır. Tek sözü söyleyen olmak önemlidir. Söylenen sözün değişmeden yinelenmesi de ana hedeftir. Canımızı acıtıyor olsa da, bu gerçeği değiştirmek istiyorsak, öncelikle itiraf etmemiz gerekmektedir. Üniversite yetmemiştir, YÖK ile söylenen sözün daha da tekilleşmesi için elden gelen yapılmıştır. Bugün çektiğimiz sancılar sözü kimin söyleyeceği, kimin sözünün “tek” sıfatını yükleneceği üzerinedir.

Dillerin zenginliği ile göz kamaştıran bir coğrafyada, küresel sermayenin “özgürleştirici” dilinde söylenen sözler hızla çoğaldı bu ülkede. Ülkesinin resmi dili ile derdini anlatamayan hastalarının karşısına, Amerikanca eğitimlerden geçip özgürleşmiş olarak çıkarılmadı mı meslektaşlarım? Zamandan kazanmak(!) için kısaltılmış sözlerimizle başka hayatlar yaşamaktayız nicedir.

Dilleri, sözleri çoğaltacak olanlar, bu mekanizmanın parçaları arasına henüz bütün girinti ve çıkıntıları ile uyum sağlamamış olanlardır. Bir süre önce, tam da sözü çoğaltmak adına yola çıkan gençlerdir. Türkiye’nin birçok şehrinde bir araya gelip de, bu ortam üzerine kafa yoran, tartışan ve yüzlercesi, binlercesi birden ışıl ışıl bu topraklarda açan rengârenk çiçeklerdir.

Demokratik Üniversite Kurultayı söylenen “tek” sözü yinelememek, farklı sözleri üretmek için umut dolu bir adımdır. Hayal bile edemeyeceğimiz renklerde açan çiçekler gördük geçen günlerde. Görmeye de devam edeceğiz. Gökkuşağının tüm renklerini bir araya getirip aydınlık bir ufuk yaratacaklardır kuşkusuz.

Açan çiçeklerin zorla, şiddetle toplatılmasının haberlerini duyduk, okuduk son bir-iki gün içinde. Gazetelerde fotoğrafları vardı. Yüzlerinde umut, gözlerinde ışık, yan yana durmuşlardı. Bir sonraki karede hastane yatağında, kolu bacağı kırılmış, gözaltındakiler haberin satır aralarında ve fakat ille de yan yana duruyorlardı. Öğretmen olalı beri gözlerindeki ışık hep yüreğimi aydınlattı. Yüzlerindeki umut, umudumu çoğalttı. Girintisiz çıkıntısız kalmayı öğrendim, öğretmenlerim oldular birer birer ve çoğalarak.

Tek söz, çok söze katlanamadı.

Kollar, bacaklar iyileşir. Gözlerinin ışığını güne katarlar yakında. Zorla, şiddetle tükenmez ki çiçekler. Çoğaltsınlar sözleri, renkleri, çoğaltacaklar elbet. Söz tek kalmaz, kalamaz.

Çiçekler açacaktır rengâhenk.

Evrensel gazetesinden alınmıştır.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur