Türkiye’de Yabancı Sermaye Yatırımları ve Kısa Tarihçesi / Onur Yılmaz

24 Ocak 1980 tarihli ekonomik tedbirler ve 8/168 sayılı Yabancı Sermaye Çerçeve Kararnamesi gibi düzenlemeler ile yabancı sermaye girişi teşvik edilmiş ve bu tarihten sonra yabancı sermaye yatırımlarında önemli artışlar görülmüştür. Alınan bu teşvik tedbirleri arasında yerli ve yabancı sermaye oranı ile kar ve ana sermaye transferi üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması, yabancı teknik ve idari personel istihdamına izin verilmesi ve altyapı ile ilgili kamu yatırımlarında “yap-işlet-devret” modelinin kabulü ile ortak yatırım girişimleri yer almaktadır.

1980 yılından sonra, yeni ekonomik kurallara uyum sağlanarak, dünya ülkeleri ile bütünleşme yoluna giren Türkiye’nin pazarı , dışa açık bir ekonomiye henüz tam olarak geçememiş olmasına rağmen yabancı sermaye açısından cazip hale gelmiştir. Ve yabancı sermaye girişi hızla artmaya başlamıştır.

1992 yılına kadar süren bu artışlar, 1994 yılında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle durgunlaşmış, 1994′ den sonra tekrar yükselmiştir.

1995’de %97.91’lik rekor bir artışla 2.938.32 milyon $’a, 1996 yılında ise %30.5’lik bir artışla 3.836.97 milyon $’a çıkmıştır.

Diğer taraftan, 1996 yılı sonu itibariyle, ülkemizde 3582 adet yabancı sermayeli şirket faaliyette bulunmaktadır.2003 yılı itibariyle bu rakam 4500′ e ulaşmıştır. Bu kuruluşların Hazine Müsteşarlığı, Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’nce tescil edilen sermayelerinin toplamı 235.9 trilyon TL’dir. Bu da toplamın yaklaşık yarısını ise sadece yabancı sermayenin oluşturmakta olduğunun göstergesidir.

Ülkelere Göre Yabancı Sermaye Yatırımları:
Türkiye’ ye girişine izin verilen yabancı sermaye yatırımlarının yaklaşık % 90′ ı OECD ülkeleri tarafından yapılmaktadır. Avrupa Birliği ülkeleri açısından verileri değerlendirdiğimizde, bu ülkelerin %56’lık bir payı olduğu görülmektedir. Geriye kalan %44’lük kısmın ise, %33’ü diğer OECD ülkeleri tarafından olmak üzere, %0.9’luk kısmı K.Afrika ülkeleri, %0.2’lik kısmı diğer İslam ülkeleri tarafından paylaşılmaktadır.

Türkiye’ de rekabet gücünün artırılması ve ekonomik krizin aşılabilmesi için, bürokratların ağzından dökülüveren cümlelerden biri gelecek yabancı sermayenin hacmi ve gücü hakkında bilgi veriyor.” Türkiye’ye yılda ortalama 15-20 milyar dolar civarında yabancı sermaye yatırımı yapılmalıdır.”

Ancak, Türkiye’ de ki ağır bürokrasi, özelleştirmelerin yavaş gerçekleşmesi, mevzuatın uygun olmayışı gibi nedenlerle, yabancı sermaye girişinde problemler yaşanıyor.

Yabancı Sermaye Türkiye’ye Gelirken Hangi Olumlu Gerekçeleri Savunmaktadır?
Türkiye dünyanın en büyük 15-20 pazarından biridir. Hem ulaşım, enerji ve yeterli teknolojik altyapıya, hem de insan kaynakları açısından yatırımcı için cazip koşullara sahiptir. Kolay eğitilebilen vasıfsız işgücünün ( ! ) yanı sıra, çok iyi eğitim görmüş bir yönetici sınıfı ve ortaklık yapabilecek son derece girişimci, dinamik bir kesime sahip bulunmaktadır. İşgücü maliyetleri ve diğer üretim faktörleri de diğer ülkelere göre nispi olarak ucuz bulunmaktadır. Coğrafi açıdan ise D.Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu’ nun ortasında, tüm pazarlarla ilişki içinde olan bir jeopolitik konuma sahiptir. Bunlara ek olarak, Türkiye dünyanın en liberal yabancı yatırım mevzuatlarından birine sahiptir. AB ülkeleriyle yapılan Gümrük Birliği anlaşması da olumlu bir faktör oluşturmaktadır.

Yeni Yasa (Doğrudan Yabancı Yatırım Yasası) İle Yabancı Yatırıma Engel Kalmadı
IMF’ ye verilen taahhütler kapsamında yer alan ” Doğrudan Yabancı Yatırım Yasası- Kanun no: 4875 ) TBMM Genel Kurulu’ n da 5 Haziran 2003 günü kabul edildi. Ancak, PETKİM’ in satışı gündem de önemli bir şekilde yer aldığı için, ekonomiden sorumlu bakanın röportajında ve haber bültenlerinde 5., 6. sırada yer aldı.

Genel Kurul da milletvekillerinin bir kısmı, yabancı şirketlerin Türkiye’ de faaliyette bulunan tekellerin % 100′ ü nü alabileceğini, yasanın eski haliyle yani “çoğunluk hissesine sahip olamaz ” biçiminde kalmasının iyi olacağını savundular.

Reformlar ve yasalar rüzgarının geride bıraktığı yeni vergi yasası, önümüzde ki günlerde rüzgara kapılacak bor madenleri de doğrudan yabancı sermayenin girişini rahatlatmak üzere yapılacak düzenlemelerdir.

Kısa bir taramayla yasa maddelerine bakmak, yabancı sermayeye hendek atlatmaya nasılda destek verildiğini gösteriyor.

KANUN NO: 4875
KABUL TARİHİ: 05.06.2003
Amaç ve kapsam

MADDE 1.- Bu Kanunun amacı, doğrudan yabancı yatırımların özendirilmesine, yabancı yatırımcıların haklarının korunması ile yatırım ve yatırımcı tanımlarında uluslararası standartlara uyulmasına, doğrudan yabancı yatırımların gerçekleştirilmesinde izin ve onay sisteminin bilgilendirme sistemine dönüştürülmesine ve tespit edilen politikalar yoluyla doğrudan yabancı yatırımların artırılmasına ilişkin esasları düzenlemektir. Bu Kanun, doğrudan yabancı yatırımlara uygulanacak muameleyi kapsar.
Doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin esaslar

MADDE 3.- a) Yatırım serbestisi ve millî muamele

Uluslararası anlaşmalar ve özel kanun hükümleri tarafından aksi öngörülmedikçe;

1-Yabancı yatırımcılar tarafından Türkiye’de doğrudan yabancı yatırım yapılması serbesttir.

2- Yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılarla eşit muameleye tabidirler.

b) Kamulaştırma ve devletleştirme

Doğrudan yabancı yatırımlar, yürürlükteki mevzuat gereğince; kamu yararı gerektirmedikçe ve karşılıkları ödenmedikçe kamulaştırılamaz veya devletleştirilemez.

c) Transferler

Yabancı yatırımcıların Türkiye’deki faaliyet ve işlemlerinden doğan net kâr, temettü, satış, tasfiye ve tazminat bedelleri, lisans, yönetim ve benzeri anlaşmalar karşılığında ödenecek meblağlar ile dış kredi ana para ve faiz ödemeleri, bankalar veya özel finans kurumları aracılığıyla yurt dışına serbestçe transfer edilebilir.

d) Taşınmaz edinimi

Yabancı yatırımcıların Türkiye’de kurdukları veya iştirak ettikleri tüzel kişiliğe sahip şirketlerin, Türk vatandaşlarının edinimine açık olan bölgelerde taşınmaz mülkiyeti veya sınırlı aynî hak edinmeleri serbesttir.

e) Uyuşmazlıkların çözümü

Özel hukuka tabi olan yatırım sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü ile yabancı yatırımcıların idare ile yaptıkları kamu hizmeti imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden kaynaklanan yatırım uyuşmazlıklarının çözümlenmesi için; görevli ve yetkili mahkemelerin yanı sıra, ilgili mevzuatta yer alan koşulların oluşması ve tarafların anlaşması kaydıyla, milli veya milletlerarası tahkim ya da diğer uyuşmazlık çözüm yollarına başvurulabilinir.

f) Nakit dışı sermayenin değer tespiti

Nakit dışındaki sermayenin değer tespiti, Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde yapılır. Yabancı ülkelerde kurulu bulunan şirketlerin menkul kıymetlerinin yatırım aracı olarak kullanılması halinde, menşe ülke mevzuatına göre değer tespitine yetkili makamların veya menşe ülke mahkemelerince tespit edilecek bilirkişilerin ya da uluslararası değerlendirme kuruluşlarının değerlendirmeleri esas alınır.

g) Yabancı personel istihdamı

Bu Kanun kapsamında kurulan
şirket, şube ve kuruluşlarda istihdam edilecek yabancı uyruklu personele, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çalışma izni verilir.

27.2.2003 tarihli ve 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun 23 üncü maddesi uyarınca Hazine Müsteşarlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca müştereken hazırlanacak yönetmelikte; yabancı sermayeli şirket ve kuruluşlardan hangilerinin bu kapsama gireceği ile söz konusu yönetmelik kapsamında izin verilecek kilit personelin tanımı ve çalışma izinlerine ilişkin özel nitelikteki diğer esas ve usuller belirlenir.

Bu kapsamda istihdam edilecek personele, 4817 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uygulanmaz. İstihdam edilecek yabancı uyruklu kilit personele, 4817 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının hangi durumlarda uygulanacağı hazırlanacak yönetmelikte belirlenir.

h) İrtibat büroları

Müsteşarlık, yabancı ülke kanunlarına göre kurulmuş şirketlere, Türkiye’de ticarî faaliyette bulunmamak kaydıyla irtibat bürosu açma izni vermeye yetkilidir.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur