Kamu Yönetimi Reformu ve Dünya Örnekleri / Onur Yılmaz

Ancak, kamu yönetimini günah keçisi haline getirmek sermayenin ve devletin krizini çözmeye yeterli olmadı; çünkü devleti küçültmenin de bir sınırı vardı. Krizler yaşanan ülkelerde yerel farklılıklar gösterse de, kamunun önemli bir yeri olduğu iyice belirginleşti. Bu tartışmaların arkasından kamuda ki büyüme durduruldu, iş gücü azaltıldı. Yerelleşme, yönetişim, e-devlet, şeffaflık, esneklik, performans yönetimi, devlet- yurttaş ilişkisi v.b. kavramlarla, bir çok yasal değişiklik yapılarak; tartışmaların pratik örnekleri de yaşanmaya başladı.

Genel olarak neoliberalizmin temel argümanları; yönetişim, yerelleşme v.b. kavramlar, asıl olarak Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi örgütlerin kullanarak kamu alanına müdahale ettikleri bir süreçte iyice belirginleştiler. IMF’ nin işlevi ise kamu harcamalarının dünyanın pek çok ülkesinde kısılması, istihdamın azaltılması olarak somutlandı.

Dünya Bankası ile Türkiye arasında 50 yıldır yapılan 170 kredi anlaşmasının içeriği son 20 yılda değişmeye başladı. Bu son süreçte, devletin doğrudan örgütlenmesi değişiklikleri için kredi anlaşmaları gerçekleştirildi. Günümüz açısından en çarpıcı olanı, 1996′ dan bu tarihe kadar, yüksek tutarlarda ( 1.350 milyon dolar gibi ) verilen, devlet reformu amaçlı kredilerdir. Program Amaçlı Mali ve Kamu Yönetimi Uyarlama Kredisi v.b. krediler, bugün ki kamu reformu çalışmalarının zeminini oluşturmuştur.

AKP’ nin Acil Eylem Planında da yer alan kamu reformuna yönelik hazırlıkların, 6-9 ay arasında tamamlanması şartının asıl nedeni, alınmış olan kredinin gerektirdiği bir süredir.

Türkiye açısından, genel başlığını Kamu Reformu olarak adlandırdığımız; Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı, Merkezi İdare Reformu ve ikisinin üzerine oturtulacak olan Personel Rejimi Reformu çalışmalarının neleri amaçladığına bakmak ve Dünya örnekleri ile birlikte incelemek, sürece müdahale edebilmek açısından önem kazanıyor.

Kamu Reformu Hazırlıkalrı Yasalaşırsa Nelere Sebep Olacak?
– Yerel- esnek- sözleşmeli istihdam, bir istihdam biçimi olarak yerleştirilecek.

– Yerelleşme adı altında; özelleştirmeler, ek vergiler, ihaleler usulüyle piyasa koşulları daha azgınlaşarak çalışanların ve halkın tamamının yaşam koşullarını ağırlaştıracak.

– Henüz netleşmiş olmamasına rağmen, yerel seçimlerin yapılış sürelerine ya da yıllık, 2 yıllık performans değerlendirme sistemi usulüyle yapılan kişisel sözleşmelerle , yaklaşık 2 milyon kamu çalışanı iş güvencesiz çalışacaklar.

– Sendikal örgütlenme giderek zayıflayarak, dayanışma ruhu, birlikte hareket etme biçimleri azalacak.

– Yerel bürokrasi, sermaye ve sermayenin sivil toplum kuruluşları; kentler düzeyinde daha da etkin hale gelecek.

– Özelleştirmeler, yeni denetleme modelleri hızla gelişecek.

Yukarı da sayılanlar genel tablonun en fazla yüzeye çıkan, kafa karışıklığı içerisinde belirginleşen kısımlardır. Yeni yeni kullanılan bir çok kavram çalışanlar açısından da cazip karşılanmaktadır. Örneğin, Türkiye’ de devlet bürokrasisinin Ankara’ da olması ile yerinden yönetim arasında ki tercihte hangisinin avantajlı olduğu sorusuna verilen klasik cevap: Ankara’ dan işleri çözmek yerine yaşanılan ya da çalışılan kentten çözüm bulma umudu bugün açısından caziptir. Çünkü, bürokrasi gerçekten ağırdır ve yerele devir iyi bir durumdur bir çok çalışan açısından. Bu tür örnekleri arttırmak çok mümkün; bir yalana inandırmanın en iyi yolu, konuyla alakasız da olsa kırk doğruyu yıllarca söyleyip yalanı yutturmaktır.

Daha uzunca bir süre ayrıntıları ile tartışmaya ihtiyacımız olan önemli bir gündem; Kamu Reformu. Özellikle, sosyalistler açısından bu ihtiyaç daha da belirgin gözüküyor. Reformun genel yapısına karşı çıkıp, gerekçeleri sıralayan siyasal yapılanmaların söyledikleri, yazdıkları bu durumun vahametini kanıtlıyor. Örneğin, önemli bir kesim reforma karşı duruşunu, varolan statüyü ( 657′ ye bağlı devlet memurluğu ) korumak üzerinden şekillendiriyor. Kamucu ve ulusalcı bu yaklaşım, işçi sınıfının bölünmüş yapısının da devamının savunusu anlamını taşıyor. Ayrıca, İş Kanunu Meclis gündeminde madde madde tartışılırken, sermayenin saldırılarının Kamu Reformu ile birleşince .ne kadar geniş kapsamlı olduğunu görmezden gelerek devlet memurluğu statüsüne sarılmanın geleneksel olduğu daha iyi anlaşılıyor.

Kamu Yönetimi Reformu uygulamaları: Örnek Ülkeler
Kamu yönetimi reformu kapsamında incelenen ülkelerde ki örnekler açısından standart bir durum söz konusu değildir. Bu yazı aracılığıyla mercek altına alınan ülkelerin toplumsal, ekonomik ve siyasal durumları; işçi sınıfı hareketlerinin gelişkinlik düzeyleri farklılık gösterse de, kamu yönetimi reformu uygulamaları açısından benzer yanları bulunmaktadır.

Bu yazının genelinde kamu reformu tartışmasının önemli bir ayağı olan, bütçe reformları ve sistemleri konusuna girilmemiştir. Ülke örnekleri ve Türkiye bağlamında bütçe üzerine daha ayrıntılı bir çalışmaya ihtiyaç vardır. Özellikle, IMF aracılığıyla sıkça gündeme getirilen ” kamu harcamalarının kısılması v.b. uygulamalar ) direkt olarak bütçe düzenlemeleri ile iç içedir. 1995 yılında Dünya Bankası tarafından verilen ve bütçe değişiklikleri koşulunu taşıyan, Kamu Mali Yönetimi Kredisi ile fonksiyonel bütçe hazırlıkları tamamlanmıştır. Bu gün tartıştığımız kamu reformu ise yeni örnekleme çalışması yapılan bütçe sistemi ile birlikte yürütülmektedir. Ülke örnekleri açısından, bütçe sistemi değişiklikleri oluşturulan esnek, fonksiyonel, alternatif, analitik bütçeler ile kamu yönetimi reformları birlikte sürmektedir.

Danimarka
Danimarka’ da kamu yönetimi reform çalışmaları 1983 yılından bu tarihe kadar, özellikle Avrupa Birliği kriterlerinin getirdiği ekonomik ve yasal düzenlemelerle gerçekleştirildi. Kamu ihaleleri arttı, yurttaşların siyasi partilere güveni azaldı, hizmet kalitesini arttırmak için Kalite Ödülleri sistemi getirildi.

1998′ de oluşturulan Yerel ve Bölgesel Yönetimler Birliği yapılanması ile, idari birim temsilcileri, sermaye temsilcileri, üniversite mensupları ve STK temsilcileri birlikte Kamu Hizmetleri Kalite Stratejisi isimli bir çalışma yaptılar.

Ayrıca, Danimarka’ da 150′ ye yakın çok amaçlı ve farklı hizmetlerin bir yerde verilmesi koşuluna dayanan yerel merkezler oluşturuldu.

Fransa
Fransa, 1984′ de kamu reformu çalışmalarına başladı. Reformlar konusunda ısrar eden bir çok hükümete rağmen, girişimler ağır ilerledi. Yasaya bağlı memur statüsünde çalışanların, toplam kamu çalışanlarına oranının en yüksek olduğu ülkelerin başında Fransa yer alıyor. ( % 95 )

Diğer ülkelerde bu oran; İspanya % 73, İtalya % 30 ve İsveç’ de % 0 ( Yalnızca hakimler yasaya bağlı çalışıyor.)

Avrupa ülkeleri genelinde sözleşmeli istihdamın artışından dolayı sendikalar rahatsız oluyorlar. Sözleşmeli ve performans sistemi ile çalıma koşulları ağırlaşıyordu ve Fransa’ da sendikaların yürüttüğü mücadele sonucunda, genel durum tersine çevrildi. Yasaya bağlı memurların sayısında artış sağlandı.

Ancak, Fransa’ nın tarihi açısından en kritik dönem 1980′ li yıllarda yerel yönetim politikası değişikliği ile yaşandı. Kamu hizmetlerinin nitel
iği değişti.

İngiltere
İngiltere örneği özelleştirmeler, tasarruflar ve verimlilik araştırmaları ile Margaret Thatcher iktidarı sonrasında gündeme geldi. Çok kararlı yürütülen reform çalışmaları sonucunda verimlilik, hesap verebilirlik ve istihdam konusunda katı kurallar uygulandı. 1988 yılında yerel ” uygulamacı ajanslar ” kuruldu, işlevleri tanımlandı. Bağlı oldukları bakanlıklarla anlaşma imzalayan ajanslar bugün itibariyle binlerce kişi çalıştırıyorlar.

Özel ve kamu alanından gelen adaylar arasından seçilen idari personel, belirlenmiş olan genel çalışma ilkeleri içerisinde zaman zaman esnek olabiliyorlar. Ancak katı kurallar açısından bir esneme söz konusu değil. Verilen hizmetin sunumunda kamu birimiyle, özel birimleri yarıştırma, personel sistemini sürekli değiştirerek düzenleme sayılabilecek olumsuz gelişmelerdir.

Avrupa Ülkeleri Genellemesi
Yukarıda ki örnekler dışında Avrupa ülkeleri genelinde, istihdamda azalmalar hala devam ediyor. İstihdam azaltma biçimi tek başına işten çıkarma olarak gerçekleşmemektedir. Önceleri personel alımını dondurma ile başlayan süreç, 55 yaş üstünde çalışan kalmayıncaya kadar emeklilik furyası aracılığıyla devam etti. Özellikle direkt işten çıkarma maliyet açısından AB ülkelerinde hala ağır bir yük getirmektedir hükümetlere.

Danimarka ve Avusturya’ da kısmi zamanlı ( part- time ) çalışma yaygındır ve sendikalar sürece dahildir. Yeni işe alınacaklar açısından her ülkede merkezi sınav uygulanmamaktadır. Belçika, Türkiye ve Yunanistan’ da memuriyete giriş için merkezi sınav yapılmaktadır.

İspanya, Avusturya ve İtalya’ da gerçekleşen reformlarla ücret sistemi içinde, bireysel performansın kapsamı ve etkisi arttırıldı. AB ülkeleri genel olarak sendikaları performans yönetimi konusunda ikna ettiler. Genellikle İskandinav ülkelerinde sendikalar performans değerlendirmelerine katılıyor, diğer ülkelerde yöneticiler ve çalışan arasında yapılıyor.

Kamu reformu girişimleri esnasında AB ülkeleri genelinde bütçelerin kısılması ortak özelliktir. Hizmetler ticarileştirilmiş, zorunlu fazla mesai uygulamalarında artış gözlenmiştir. Bu genel tablo da, artan kamu hizmeti kalitesi anketleri, daraltılan bütçe olanakları, çok işlevli iş organizasyonları, işsizlik ücretini hak etme koşullarının ağırlaştırılması, özelleştirmeler, proje ve personel eğitiminde artış gibi örneklerin yaşanmasıyla resmedilmiştir.

Haftalık çalışma saatlerinin düşürülmesi, kadın çalışanların çalışma koşullarında iyileşmeler gibi olumlu örnekler mevcuttur. Ancak reform çalışmalarının olumsuz kısmının ağırlığını anlatan bir açıklama İngiliz bakanın ağzından: Kamu da yürütülen reform çalışmaları ile kamu alanı 1939′ lar öncesi dönem kadar küçüldü.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur