İmparator Fırçası: Diz Çök ve Özür Dile

İki gün üst üste ABD savunma bakan yardımcısı Paul Wolfowitz ve dışişleri bakan yardımcısı Marc Grossman’la yapılan söyleşiler çarçaf çarşaf yayınlandı güzide medyamızda. İlk olarak Wolfowitz konuştu ve sarf ettiği sözler zehir zemberekti. Ama bu adam zaten “şahin, bir de “güvercin” Grossman’a bakalım dediler korkuyla, maalesef güvercin şahini teyit etti. Bundan bir gün önce de yine CNN Türk’ten Burçun İmir bir ilki gerçekleştiriyor ve Kuzey Irak’ta Barzani ile röpotaj yapıyordu. Barzani açıkça ABD’den söz aldıklarını ve federal bir Irak kurulacağını ilan ediyordu. CNN başarmıştı: diyalog başladı. Ama biraz monologa benziyordu.

“Our boys” bu sefer hata yapmışlar ve kendi basit çıkar hesapları ile ABD’nin yüksek çıkarlarını bir tutup karşılaştırmaya kalkmışlardı. Dersleri verilmeliydi. Wolfowitz fırçayı bastı; “Asker tezkeresine askerler sahip çıkmadılar. Askerler, kendilerinden beklenen güçlü liderliği gösteremediler. Türkiye özür dilemelidir”. Doğru ya, yıllardır bel bağladıkları, Kore’den bu yana her işlerini gördürdükleri Türk ordusu şimdi gerekeni yapmamıştı. Ordu tezkereyi destekliyoruz açıklamasını ancak tezkere reddedildikten sonra yapmıştı. Ordunun AKP ile oynadığı yakan top oyunu ABD’yi kötü durumda bırakmıştı. ABD’nin kızgınlığı sürüyordu. Türkiye devleti önlerinde diz çöküp özür dilemeliydi.

ABD Türkiyeli egemenlerle barışabilirdi. Ancak şartları vardı. Mehmet Ali Birand aracılığıyla şartlarını iletiyordu. Şart Bir: Yarın “Suriye ve İran’a yönelik bir Amerikan operasyonunda “bu ülkeler benim komşum ben karışmam demeyeceksin”, kayıtsız şartsız bizim yanımızda yer alacaksın. Şart İki; Askerlerini derhal kuzey Irak’tan çekeceksin. Şart Üç; bu takdirde PKK’nın kellesini alabilirsin. Aksi takdirde…

ABD’nin terör örgütleri listesinin baş sıralarında yer alan PKK gibi bir örgüt atılan on binlerce füzeden hiç nasibini almamıştı. İranlı Kürt örgüt Komala’nın kampı bile yanlışlıkla vurulmuş, 65 militan ölmüş, Barzani’nin kardeşinin konvoyu yanlışlıkla vurulmuş çok sayıda peşmerge ölmüş, İslamcı El Ensar örgütünün kampları özellikle vurulmuş yüzü aşkın islamcı militan öldürülmüş, ancak PKK’ya hiçbir şey olmamıştı. Üstelik Musul’da büro açtığı bile söyleniyordu. Öyle ya madem Türkiye federal Kürdistan kurulmasının önünde engeldi. O zaman Kuzey Irak’lı Kürt liderler de PKK’nın önünü açıyorlar ve onlara dokunmuyorlardı.

Bütün bu gelişmeler devletlü ahalimiz tarafından büyük bir itidalle karşılandı. Genel kurmay 2.başkanı Yaşar Büyükanıt “Türkiye’de demokrasi var. Biz meclisin işine karışamayız” diyerek çok güzel bir demokrasi dersi verdi! Öyle ya Türkiye’de demokrasi vardı di mi? Abdullah Gül ise açıklamaları “samimi ve pragmatik” bulduğunu söyledi. Her fırsatta vatan, bayrak, onur, egemenlik nutukları atanların, emperyalistlerin bu küstah açıklamaları karşısında gıkları dahi çıkmıyordu. Emperyalistlerle 50 yıldır girilen fütursuz ilişkilerin kefaretini ödüyordu egemenler.

Anlaşılan o ki; ABD Ortadoğu’ya (Suriye ve İran’a) yönelik planlarında halen bir şekilde Türk devletinin yardımına ihtiyaç duyuyor. Ancak bu ihtiyaç vazgeçilmez de değil. Tıpkı Irak’ta olduğu gibi. Ayrıca Türkiye’nin AB kapılarına düşüp kendisini tamamen unutmasını da istemiyor. 29 Nisan’da Brüksel’de yapılan toplantıda AB’nin gerçek sahipleri olan Fransa, Almanya, Belçika, Lüksemburg arasında, Nato’dan bağımsız bir AB ordusunun kurulması ve 2004’te Avrupa Acil Müdahale Gücü’nün oluşturulması görüşüldü. AB’ye de Türk ordusu gibi bir ordu lazımdı. Verheugen yemi attı: 2005’te “Türkiye’nin tam üyelik müzakereleri başlayabilir.” ABD işte bu iki temel nedenden dolayı Türkiye ile ilişkilerini yeniden toplamak istiyor. Ancak şartları yerine getirilmek kaydıyla.

PKK yemi ABD tarafından Kuzey Irak’ta kurulacak Kürt devletinin bir karşılığı olarak Türk Devletine sunuluyor. ABD için PKK’nın silahlı yoldan imhasının çeşitli sorunları var. Birincisi; Kuzey Irak’lı Kürt halkı içinde PKK’ya duyulan bir sempati var. İkincisi; Güney’de Kürdistan kurulurken kuzeydeki Kürtleri yok etmenin getireceği gayri meşru durum. Üçüncüsü; Kuzey Irak’lı Kürt liderler PKK’yı bir güvence olarak görüyorlar (bir yere kadar). Türkiye gelişmeyi hemen okuyup hazırlığını yaptı. Yeni bir pişmanlık yasası. ABD planı ise henüz bilinmiyor.

Önümüzdeki yaz ayları Irak’ta oluşturulacak yeni düzenin adım adım inşa edildiği bir süreç olurken, Türkiye’li egemenler ile ABD arasında Kürt (PKK) sorunu eksenli bir pazarlık ve itişmenin kızışacağı görülmektedir. Bu süreç egemenler blokunda iç çatışmaları da kızıştıran bir süreç olacak.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur