Siluetler Belirginleşiyor

MGK gündemine alınan ‘sosyal patlama’ heyulası ise hala uykuların kaçmasına neden oluyor. Alınacak tedbirler kapılar ardında kaldı ama halka şiddetten başka bir verebileceğinin olmadığı apaçık ortada olan rejim, bu program yürürlükte oldukça ‘sosyal patlama’nın en azından korkusuyla yaşamak zorunda…

Siyasal arenada ise Saadet Partisi’nin kurulmasıyla teker teker dökülmelerin yaşanması ve ‘yenilikçi oluşuma’ fiili katılımların sürmesi SP’nin eski dava arkadaşlarını takiyyecilikle suçlamasına kadar vardı. Bundan sonraki ayrışmada liberal bir çizgiyi izleyeceği görünen yenilikçilerin ve eski katı İslamcı siyaset tarzını diriltmeye oynayacak olan gelenekçi Saadet Partisi’nin birbirlerinin altını oyma çabaları daha da yoğunlaşacak. Koalisyonu oluşturan partilerdeki yıpranmayla birlikte gözlerin ‘yeni’ oluşumlara çevrildiği koşullarda sıfatı dışında yeni bir şeyi olmayan Tayyip’in oluşumunun Amerika’dan onayını aldığı da eski büyükelçi M.Parris tarafından teyid edildi. Ayrıca hafta sonunda Amerikan Büyükelçiliği’ne davet edilen T.Erdoğan’ın üstüne basa basa görüşmenin özel değil, ülkenin ekonomik-siyasi gidişatına yönelik fikir alışverişi şeklinde olduğunu belirtmesi bu onayı daha da belirginleştiren bir işaret oldu. Ayrıca İslamcı sermayenin temsilcisi MÜSİAD’ın ve tarikatların büyük kısmının da yenilikçileri desteklemesi Erdoğan’ın, yakın gelecekte siyasetin belirgin bir silueti olacağının işaretleri olarak görülmeli.

Solda ise Derviş’in ilk geldiği zamanlardaki solu da toparlayacak tek adam siyasi misyonundan bir hayli uzaklaştığı görülüyor. İnönü öncülüğündeki -adı şimdiden Sosyal Demokrat Parti( SDP) olarak konulan- yapılanma ise merkez soldaki adres olarak ortaya çıkıyor. Önceki programın çökmesinin ardından Derviş’in gelişiyle estirilen ‘kurtarıcı’ havasıyla birlikte Derviş’in ön planda görüntü olarak kullanılırken arka planda yeni aktörlerin ısıtılması sürekli kullanılan bir emperyalist politik oyunun yeni bir versiyonu olarak ortaya çıktı: Derviş’i ortaya at, herkes onu konuşur veya yıpratırken arka planda yeni oyuncuları hazırla!..Bu durum Marx’ın deyişiyle ‘esas başlar tezgahın arkasında durur ‘ gerçeğini doğrulayan bir örnek oluşturuyor.

Tam olarak netleşmemekle birlikte önümüzdeki siyasi tablonun bu şekilde gelişmekte olduğu söylenebilir. Ancak ne kadar yıpransa da Avrupa hegemonyasının temsilcisi Yılmaz’ı ve mevcut siyasal-toplumsal gericilik ortamında MHP’yi de yabana atmamak gerekir. Ancak bu son ikisinin merkez bir rol oynayamayacağını görmek kahinlik olmasa gerek. Şunu da unutmamak gerekir ki; tarif etmeye çalıştığımız tablo oluşumu sonuçlanmış bir tablo değildir, bu belirginleşmenin süreç ilerledikçe ortaya çıkacağını söylemek daha gerçekçi bir yaklaşımdır…

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur